Moda ve Sanat: Moda Sanat Mıdır?

Moda ve sanat hakkında, bunların kültürel evrenseller olmadığını hesaba katmadan sık sık konuşulur. Örneğin moda, sabit bir şey değildir. Yirminci yüzyılın seksenlerinde ve doksanlarında, yüksek moda (haute couture) sahneden kaybolmadı, ancak moda sisteminin bu baskın kısmı, hazır giyimin endüstriyel üretimi tarafından işgal edildi. Moda gibi sanat da güçlü kültürel koşullanmalara sahip, tarihsel bir durumdur. Ondokuzuncu yüzyıl, “sanat, sanat içindir” anlayışında doruğa ulaşana kadar, sanatta önce pratik, sonra ekonomik işlev aranmaktaydı.

Moda, bir sanat olarak meşrulaşmayı arzularken, sanat bir moda olarak kabul edilmek istemez. Çünkü bu, onu sonsuz değerlerin cennetinden, düşük bir mahkumiyet lanetine geri götürecektir. Bununla birlikte belli moda faktörleri, kültürel tezahürler olarak her zaman sanatta var olmuştur.

Reklamlar

Tasarımcı ve Sanatçı

Moda tasarımcısının bir sanatçı olup olmadığı merak edilir. Uygulamalara ve davranışlara göre bazı tasarımcılar sanatçı olarak yorumlanır. Sanat ve moda arasındaki karmaşık ilişkilerin incelenmesi, sosyal alanların kurumsal boyutunu ve diğer sosyal alanlarla etkileşim kurallarını iyi anlamak için önemlidir. Becker, bu sistemi bir dizi “sanat dünyaları” olarak tanımlamıştır ve bu kategori daha sonra sanat sosyolojisinde yaygın olarak kullanılmıştır. Modanın bir sanat dünyası olup olmadığını açıkça merak eden Diana Crane, kimin sanat dünyalarının bir parçası olduğunu belirleyenin nesneler değil, tam tersine meşru olarak “sanat” olan şeyin tanımı üzerinde hemfikir olan kişiler olduğunu söylemiştir.

Pierre Bourdieu, bu amaç için “sosyal alan” kavramını kullanmayı önerir. Alan kavramı, onun parçası olan öznelerin, onun içinde karşılıklı, hiyerarşik bir ilişki içinde olduğunu ima eder. Dolayısıyla, sanatın daha genel dünyasından ziyade sosyal sanat alanına ait olmak, en çok imrenilen pozisyonları kapmak için sürekli bir mücadele veya rekabet içindeki bir kozmosun parçası olmak anlamına gelir.

Moda bir sanattır. Tabi bu terimi, Michelangelo’nun eserlerini belirtmek için kullandığımızdan farklı bir anlamda kullanırsak, modanın bir sanat olduğunu söyleyebiliriz. “Güzel sanatlar” kavramı bu kapsam dışında durmalıdır. Moda sanatı, belirli işlevsel veya estetik amaçlara göre iyi giysiler yaratma yeteneğidir. Yirminci yüzyılın başında sanatın boyutu zanaatkarlığın boyutuyla yakından bağlantılıydı. Medyayla birlikte teknik olarak yeniden üretilebileceği anlatılan sanat, üretim bazındaki ustalığını zamanla yitirdi.

Moda, müze alanına çok yabancıdır.

Sanat ve Zanaat

Moda, doğru anlamda sanatın tüm özelliklerini bünyesine alabilir, esas olarak moda sisteminin ürettiği yenilikçiliği de buna katabilir. Sanat uzun ömürlüdür. Elbette, giderek daha fazla geçici sanat eserleri görüyoruz, ancak hala dayanıklı malzemelere yapılıyorlar ve korunmaları için kurumsal destek sağlanmakta. Aksine moda alanı, dayanıklılık, korunma ve restorasyon temalarına çok yabancıdır. Kısacası moda, sanattan farklı olarak, yaratıldığı çağın dışında özgün işlevlerini yerine getirme yeteneğini korumamaktadır. Öyle ki moda en kısa sürede endüstrileşmişken, sanat, zanaatkar bir karakteri korumaya devam etmektedir.

Sanat eseri, giyim eserinden çok daha sınırlı ve kültürlü bir izleyici kitlesine çekici görünmelidir. Bir sanat eseri her zaman sözde yazarının veya yapanının adını taşırken, giyim eserleri genellikle anonimdir; bazen endüstriyel bir ticari marka adı taşıdıkları da olur. Elisabeth Wilson, giyimin “toplumda dolaşan arzuların ve inançların ifadesi için estetik bir araç” olduğunu belirtmiştir. Bu açıdan modadan sanat olarak değil, moda içinde sanattan bahsetmek tercih edilir.

Reklamlar

Moda, sanatı kullanır. Tasarımcılar, yaratıcılıklarını canlandırmak için genellikle dünya sanatının ikonografik ve stilistik mirasını bir ilham olarak kullanır. Sanat da modayı kullanır. Ancak yalnızca gerektiğinde ve kendi amaçları doğrultusunda. Sanat, kullandığı ölçüde modayı temsil eder. Moda da sanatı kullandığı ölçüde…

Sanat, moda dünyasından taktikleri, uygulamaları ve ticari alışkanlıkları edinir. Moda da kendini meşrulaştırmayı istediğinden sanatın retoriğinden yararlanır ve sıklıkla başarır. Son olarak, moda ve sanat arasındaki etkileşim aynı zamanda bir kimlik etkisi de üretir; bu anlamda, ikisi de çakışıp kendi sınırlarını ve varlık nedenlerini yeniden tanımlamaya itilir.[1]

Kaynakça:
1. M. Pedroni, P. Volontè, Moda e arte.