Dans Etmenin Büyüsü – İnsan Dışı Hayvanlarda Müzik ve Ritim

Hiç dans eden hayvan videolarına rastladınız mı? Muhabbet kuşunuzun çalan kapı ziliyle sallanmaya başlaması size komik geldi mi? Kuşların şarkısı bizlere neden güzel gelmektedir?

Müziğin gerçek doğası özellikle son yıllarda araştırmacıların kafasını kurcalamaktadır. Charles Darwin’e göre ritim duygusu, bütün hayvanların ortak bir atasal sinir ağına sahip olmaları nedeniyle benzer olmalıydı. Birçok diğer biliminsanı ise basitçe seslerin taklidinden kaynaklandığını öne sürmektedir.

‘Bütün insan toplumları, tarihin bir noktasında mutlaka bir müzik kültürü geliştirdiler.’

Aniruddh Patel
Reklamlar

Darwin’in düşüncesi o zamanlarda kabul edilebilirdi. Çünkü pek çok hayvan ritim benzeri davranışlar gösterir. Ateş böcekleri gibi bir omurgasız canlı bile bir diğer bireyinkine senkronize parıldama davranışı gösterebilmektedir. Omurgalılar söz konusu olduğundaysa insanlardan sonra akla ilk gelecek canlı kuşlardır. Örneğin kumruların yinelemeli “ku”lamalarının her biri, kısa molalara bölünmüş olarak üç vokal öge içerir. Bu örüntü, alıcı birey tarafından öylesine bir bütün olarak algılanır ki, yapı olarak değiştirildiğinde bir yanıt verilme olasılığı büyük düşüş göstermektedir.

Sessel Öğrenim Ve Ritmik Senkronizasyon Hipotezi

İnsan dışı hayvanlarda müzik ve ritim duygusuna dair soru, Snowball adındaki bir sülfür taçlı kakadunun keşfedilmesiyle daha büyük bir heyecanla araştırılmayı sürdürmüştür. Snowball, başını ve beden hareketlerini belli bir süre boyunca popüler şarkılarla senkronize olacak şekilde hareket ettirebilmekte ve değişen ritimlerle davranışını düzeltebilmektedir. Snowball gibi diğer papağanlar da sessel öğrenicilerdir. Sessel öğrenim, beynin ön lobundaki ses girdisi ve motor dönüt bölgesiyle evrimsel olarak ilişkilidir. Böylesine bir ilişki, ritim davranışı için gereklidir ve bu da gerçek müzik yapabilmenin en temel aşamasıdır. En azından eskiden bu şekilde düşünülmekteydi.

Ötücü kuşlar doğası gereği ritmik hareketlerden büyük oranda mahrumdur.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, müzikal duygusunun Ronan adındaki bir Kaliforniya denizaslanı sayesinde, bu türün de belli bir noktaya kadar sessel öğrenici olabileceğini göstermiştir. Veriler yalnızca bir bireyle sınırlı olduğundan türün tamamı kesinlikle böyle adlandırılamamaktadır. Şempanzelerin, dış ritimlere parmaklarını tıklatarak uyum gösterebilecekleri de bilinmektedir. Ancak bu davranış da spontane birkaç motor hareketle benzer sıklıkla yapılmakta olduğundan bir ritim duygusu içerip içermediği bilinmemektedir. Sessel olmayan başka bir canlı grubundan olan bir bonobonun, bir davulcuyla senkronize ritim davranışında bulunmuş olması da kayıtlara geçmiştir. Dolayısıyla sessel öğrenim ve ritim duygusu arasındaki bağın önceden düşünülenden daha zayıf olması mümkündür. Zaten sessel olduğu çok iyi bilinen yunuslar ve balinalar, foklar, yarasalar, filler ve birkaç kuş türü arasında ritim duygusuna yalnızca birkaç papağan türü ve fillerde rastlanır. Fillerin sessel öğrenimi, esaret altında yetişmiş olan Asya fillerinin, kamyon seslerini ve bakıcılarının seslerini taklit edebildiklerinin anlaşılmasıyla büyük hayret uyandırmıştır. Daha tuhaf olan ise fillerin bu sesleri normalde oluşturduklarından farklı bir şekilde, hortumlarını ağızlarına sokarak gerçekleştiriyor olmalarıdır. Bütün bu ilgi çekici davranışlarına rağmen fillerin sıradan sessel davranışından farklı bir şekilde üretilen bu sesler, diğer türlerin taklite bağlı sessel öğreniminden farklı uygulandığı için geriye kalan tek grup papağanlardır.

Reklamlar

Papağanlar Özel Mi?

Bir araştırmaya göre papağanlar ve ötücü kuşlar arasında büyük zıtlıklar bulunur. Yedi papağan türü ritme karşı duyarlıdır. Bunlardan biri olarak listelenmeyen muhabbet kuşları ise, yanıp sönen bir ışığa senkronize olarak bir anahtarı gagalayabilmekte ve değişen ritme uyum sağlayabilmektedir; ancak bu değişen ritme uyum doğal bir davranış değildir ve özel olarak öğretilmiştir. Çarpıcı bir zıtlık olarak ise, ötücü kuşların on türü (ve bir sinek kuşu) arasından hiçbiri ritim duygusu göstermemektedir.

Birçok papağan türü, baş sallama ve beden hareketlerini sosyal etkileşimde kullanır.

Birçok papağan türü, baş sallama ve beden hareketlerini sosyal etkileşimde kullanır. Esaret altında bu iletişimi insan bakıcılarına karşı da kullanırlar. Büyük olasılıkla bakıcılarının dans ve hareketlerini kopyalayarak aynı şekilde yanıt vermektedirler. Ötücü kuşlar doğası gereği bu ritmik hareketlerden büyük oranda mahrumdur. Ayrıca bakıcılarıyla daha az bağ kurmaya yatkındırlar. Bu nedenle ritmik yanıtları belirgin şekilde az olabilir. Ancak papağan dışı bazı kuşlarda ritmik örüntü ve sessel motifler gözlemlenmiştir.

Güvercinler farklı tempoları ayırt edebilir. Basit bir eğitimin ardından bir elektrik anahtarını belli ritimle gagalayan güvercinler yiyecekle ödüllendirilmiştir. Aynı davranış bıldırcınlarda da görülmektedir – fakat sürekli bir örüntüyü mü yoksa temponun kendini mi takip ettikleri belirsizdir. Çünkü hiçbir sese maruz bırakılmamışlardır. Araştırmada düzensiz ritim de kullanılmamıştır. Daha ileri bir araştırmaya göre güvercinler sessel ritimleri, yalnızca birbirlerinden oldukça farklılarsa ayırt edebilmektedir.

Reklamlar

Sığırcıklar hiyerarşik örüntüyü ve molaları ayırt edebilmektedir. Bazı tempo dönüşümlerinde sorun yaşasalar da, sığırcıkların genel sessel ritim performansı güvercinlerden daha başarılıdır. Küçük kargalar tempo değişimlerini de ayırt edebilirler. Fakat düzensiz ritimler karşısındaki davranışları bilinmemektedir. Sürekli ritimlere karşı hassasiyetleri de muallaktadır.

Zebra ispinozu (Hint bülbülü) bu tür araştırmalar için model bir ötücü kuş kabul edilir. Bazı araştırmalara göre bu tür ritim benzeri yapıları ayırt edebilmektedir. Zebra ispinozları, iki farklı erkek tarafından söylenen şarkıları ve çeşitli tempo değişimlerini fark ederler. Hatta uyak (kafiye) örüntülerini bile anlayabilirler (ABAB-ABAB ve ABA-AAB uyaklarının farklarını). Düzenli-düzensiz ritimleri, değişik ritim örüntülerini algılayabilirler. Ancak bu örüntüleri kendi ötüşlerinde kullanıp kullanmadıkları hala bilinmemektedir.[1]

Kaynakça:
1.C. Ten Cate, M. Spierings, J. Hubert, H. Honing (2016), Can Birds Perceive Rhythmic Patterns? A Review and Experiments on a Songbird and a Parrot Species.