Elmayı Altına Çevirmek: Fiziğin Önemli İsimlerinden Newton’un Simya Çalışmaları

Kendi zamanlarında “doğa filozofu” olarak kabul gören Sör Isaac Newton, İngiliz bir fizikçi, matematikçi ve astronomdu. Hareket yasaları, evrensel yerçekimi, dünyanın şekli ve optik kırılma gibi klasik fiziğin temel taşlarını yontmuş olan ünlü bir bilim insanıdır. Bu kadar çalışkan ve özverili bir araştırmacı olmasının yanında Newton aynı zamanda da bir din insanıdır.

Tarihte birçok dindar ve önemli bilim insanı vardır. Bazıları inançlarını bir kenara bırakarak objektif davranırken, bazıları da buldukları tüm gerçekleri dinle açıklamaya çalışmıştır. Bazıları ikisini birbirinden ayrı ele almış, bazıları da ikisini birlikte yürütmeyi seçmiştir. Bizim burada paylaşacaklarımız ise Newton’un bilim sınırlarında yer almayan ve hurafelerden ilham almış olan bazı çalışmaları.

Newton, genç yaşlarında doğa ve madde bilimlerine uygu duymaya başladı. Henüz bir çocukken simya teorileriyle haşır neşirdi ve 12 yaşındayken bir eczanenin çatı katında kalıyordu.[1] O dönemlerde kimya bilimi henüz yeni doğmuş sayılırdı ve bilimselliği vasat çalışmalar simya ve doğaüstü bilimlerle sınırlıydı.[2]

Fakat ne yazık ki yazılarının çoğu laboratuvarında çıkan bir yangın nedeniyle yok oldu. Bu nedenle tam çalışma alanı bilinmiyor. Fakat simya çalışmaları sırasında sinir krizleri geçirdiği ve bunun da metal zehirlenmesinin yan etkisi olduğu rapor edilmiştir. Nedeni büyük olasılıkla cıva, kurşun ya da benzeri bir elementtir.

Elimizdeki birkaç nüshaya göre ise onun simyasının ana amacı da pek çokları gibi felsefe taşı elde etmekti. Bazı el yazmalarında ise bu, metalleri altına çevirdiğine inanılan nesneden ziyade yaşam iksiri (ab-ı hayat) elde etmeyi amaçladığını yazmıştır.[3] Cıvanın gümüş ile oluşturduğu ve şekli nedeniyle Diana’nın ağacı ya da felsefe ağacı denilen alaşımın -kristalize tepkimenin- metallerin de yaşayan varlıklar olduğunu kanıtladığına inandığını raporlamıştır.[4]

Kaynak: Wikimedia Commons.

Ayrıca Newton’un döneminde İngiltere’de simya tam olarak yasal değildi. İngiliz Kraliyet Ailesi, olası bir sahte altın icadının altın piyasasını zayıflatacağını düşündükleri için toplum önünde asılmaya varan cezalar uyguluyordu.[3]

William Newman’a göre (Newton’un el yazmalarından pek çoğuna sahip kişi) bugün kullandığımız bilim ve o günün kimya sınırları kayıtlarda belirtilmemişti. Yani o ünlü optik deneylerinin aynı sayfasında karanlık kaynaklardan toplanmış tarifler de not alınmıştı.

“Donma ve kaynama gibi aklıselim fiziksel fenomenlerin hemen yanında Poseidon’un üç dişli mızrağını, Hermes’in yılanlı asasını ve yeşil aslanı görüyoruz – hepsi de simya malzemelerini sembolize ediyor.”

William Newman

İşin aslı, Newton, bilim çalışmalarını da yeterli şeffaflıkta not almayan biridir. Kendi çapında yarattığı bir jargon kullandığı için yorumlanması oldukça zordur ve var olan semboller dışında kendi çıkardığı şekiller de bulunduğu için büsbütün bir karmaşa içindedir. Bu nedenle Newton’ın pek çok yazı işi hala düzgünce sıralanıp yorumlanamamıştır. Newman’a göre ciddi bir düzensizlik bulunmaktadır.[5]

Kaynakça:
1. Mary Losure (2017), Isaac the Alchemist, Secrets of Isaac Newton.
2. Karin Figala (2004), Newton’s Alchemy, sf: 375.
3. PBS.
4. Jane Bosveld (2010), Isaac Newton, World’s Most Famous Alchemist.
5. Philipp Ball (2006), Newton’s Curse.