Çılgın Kabusumuz Kuduz – Memeliler Sınıfının Sucul Üyeleri Kudurabilir mi?

Kuduz, enfekte olmuş bir hayvanın salyasıyla ve genelde ısırık nedeniyle bulaşan ölümcül bir virüstür. Gelişmiş batı ülkelerinde çoğunlukla yarasalar, çakallar, tilkiler, rakunlar, kokarcalar gibi hayvanlar aracılığıyla bulaşırken bazı Asya ülkelerinde sokak köpekleri en büyük taşıyıcıdır.[1]

Eskiden kuduzun yalnızca memeli canlıları etkileyen bir virüs olduğu düşünülmekteydi. Ancak laboratuvar sonuçları, doğru koşullar altında kuşların da virüse yakalanmalarının olası olduğunu göstermektedir. Sürüngenlerin ve hatta böceklerin bile hücre kültürü bazında bir noktada bu virüsten etkilenmelerinin mümkün olduğu gözlemlenmiştir.[2]

Ağzından damlamak üzere olan salyasıyla kuduz bir sokak köpeği.

Virüs son derece yavaş yayılmaktadır. İnsanlarda ortalama semptom gösterme süresi 1-3 ay kadarken ısırılma yerine bağlı olarak dört günden altı yıla kadar da uzayabilmektedir. Beyni etkilediği için ısırılan bölgenin kafatasına uzaklığı ve hatta kişinin boy uzunluğu bunları etkileyebilir. İlk semptomlar gayet sıradan belirtiler olan ateş ve baş ağrısıdır. Zamanla beynin şişmesi; anksiyete, kafa karışıklığı, paranoya, uykusuzluk, hayal görme, dehşete kapılma ve anormal davranışlara neden olur. En son evre bazen felçlerin ardından gelen kudurma ve komadır. Genelde ilk belirtilerin ardından 2-10 gün içinde hasta yitirilir. Belirti evresine girildikten hemen sonra uygulanan yoğun bir bakım altında bile hastanın kurtulma olasılığının ne olduğu bilinememektedir.[3]

En ünlü virüs taşıyıcısı olan yarasalar, virüsle yaşadıkları binlerce yıl içerisinde bağışıklık kazanmış ve hastalığın vektörü haline gelmiştir. Bu yarasaların kuduzdan etkilenmediği değil, çok daha hafif ve bazen belirtisiz geçirdiklerini gösterir.[4] Özellikle Güney Amerika ve ABD’de vakaların büyük çoğunluğu yarasalardan oluştuğu için büyük olasılıkla akla gelen ilk çözüm bir haşere kabul edilerek toptan infaz edilmeleridir. Ancak bilinmelidir ki, yarasalar ekosistem için aşırı derecede önemli türlerdir ve en çevik böcek avcılarındandır. Daha ciddi ve agresif hastalıkların yayılmasını önlemektedirler.

Virüsün bir numaralı vektörü olan yarasalar, en ölümcül hastalıkları bünyesinde taşır.

Buna rağmen ısırılan kişiye derhal uygulanan tedavi dünyanın hemen her yerinde oldukça ucuz ve kolaydır. Öncelikle hayvanın biri sahipliğinde olup olmadığına (aşı karnesine) bakılır ve buna göre gereken tedavi uygulanır. Yarasalar tarafından ısırılan her hastaya kuduz tedavisi uygulanmaya başlanır.

Peki, en başta memelileri etkileyen bu hastalık uzak kuzenlerimiz olan yunuslarla balinaları kudurtabilir mi?

“Düşündüğünüz kadar aptalca bir soru değil. Bazı aşırı durumları beraberinde gerektirse de herhangi bir memeli kuduz kapabilir.”

Michael Moore

Yukarıda sayılan herhangi bir taşıyıcı kara memelisinin açık denizdeki bir balinayı ya da yunusu ısırma olasılığı gülünç derecede düşüktür. Fakat kara ve su arasında mekik dokuyan bir denizaslanı ya da fok kumsalda tembel tembel yuvarlanırken kuduz bir kara hayvanı tarafından ısırılırsa öykü gerçekten de ilginçleşebilir. Aslına bakarsanız ilginçleşmiştir bile.

1980 yılında, Norveç’in uluslararası vizesiz bölgesi Svalbard’da yakalanan halkalı fok bugüne kadar tanımlanmış ilk ve tek kuduz deniz memelisidir. ABD’deki Cod Burnu’nda da son 10 yıldır çakalların sahillere inerek Grönland foklarını avladıkları bildirilmektedir. Michael Moore gibi deniz biyologları bütün ekibini bu aşırı derecede düşük olasılığa rağmen kuduza karşı uyarmaktadır.

Fok ve denizaslanları sık sık keyfi amaçlarla da kumsalları ziyaret eder.

Foklar balinalara boyutları itibariyle saldırmaz. Ancak kudurmuş bir hayvan beklenmedik davranışlar sergilediklerinden ısırılma varsayımı mantığa oturmaktadır. Hastalık beden içerisinde günde 2 cm’den daha az hızla ilerlediğinden kuyruğundan ısırılan bir balinanın belirti göstermesi beş yılı bulabilir. Balinaların insan benzeri memelilerden oldukça farklı görünen bir anatomileri ve yaşam yöntemleri vardır. Bu nedenle gösterilen belirtilerin nasıl gerçekleşeceği de merak konusu.

“Hastalığı gösteren köpüklü ağzı su içerisinde saptamak oldukça zor olurdu. Fakat tıpkı diğer memelilerde olduğu gibi virüs merkezi sinir sistemini kapsayan herhangi bir etkinliği yönetebilir. Bir balina yüzme ritmini ya da büsbütün yetisini yitirebilir. Ayrıca yankıyla yön bulma duyusunda sorun yaşayabilir.”

Gregory Bossart

Söz konusu balinalar gibi sucul bir canlı olduğunda ise akla kuduz virüsünün ilginç bir yan etkisi olan ünlü “sudan korkma” refleksi geliyor. Böyle bir durumda sudan delicesine korkan bir balinanın ne yapacağını düşünmek güç.

“Kim bilir…” diyor Moore. “Belki de kendilerini bu yüzden sahile vuruyorlardır.”[5]

Kaynakça:
1. Mayo Clinic.
2. John Carter, Venetia Saunders (2007), Virology : Principles and Applications, sf:175.
3. Alexandra Giesen, Dieter Gniel, Claudius Malerczyk (2015), 30 Years of Rabies Vaccination With Rabipur: A Summary of Clinical Data and Global Experience.
4. Futurity.
5. Popular Science.