Turancılığın Ölü Doğumu – Pantürkizm Neden Bir Yanılgıdır?

Turancılık, turanizm, panturanizm ya da pantürkçülük ve diğer pek çok adla alınan bu sosyal sınıflandırma sistemi, bazı milletler -hatta ırklar- arasındaki kültürel, dilbilimsel ya da etnik ortaklıkların varlığına inanan bir kapsamdır. Bu milletler Türkler dışında Finler, Japonlar, Koreliler, Laponlar, Samoyedler, Macarlar, Moğollar ve Mançular ve bazı diğer azınlık grupları içerir.[1]

18. yüzyıldan bugüne bilimsel tezlerde kendine yer bulan turancılık, aslında inanç sisteminin en büyük dayanağı olarak G. W. Leibniz’in dil sınıflandırma sistemini alır. Alman dilbilimci Leibniz, Ural-Altay Dil Ailesi teorisini de ortaya atan ilk kişi kabul edilmektedir. Önceki yazımızda buna değinilmiş ve Ural-Altay dillerinin varlığı eleştirilmişti. Bu içerikte birden fazla siyasi parti tarafından da sıklıkla propagandası yapılan ve bu nedenle zaten ülkemizde yeterince bilinen ve rastlanan bu konuyu diğer “turan” devletlerinden bazılarının bakış açısıyla inceleyeceğiz.

Finlandiya Turancılığı

Finlandiya’daki ulusalcılık hareketlerinden söz ederken değinilmesi gereken çok önemli bir isim Matthias Alexander Castrén’dir. Yedi yılını Güneybatı Sibirya’da geçiren (1840’lar) ve aynı zamanda bir dilbilimci olan Castrén, Ural ve Türk dillerini odak noktası edindiği çalışmalar gerçekleştirmiştir. Şamanlık başta olmak üzere çeşitli konularda oldukça değerli etnografik bilgiler toplamış ve bunlar sonucunda Altay Dil Ailesi teorisini ortaya atmıştır – üstelik Ural dillerini de kapsayan bir şekilde! Finlerin Orta Asya’daki Altay Dağları’ndan ve Macar, Türk ve Moğolları da içine alan geniş bir toplumdan gelen küçük bir halk olduğunu iddia etmiştir.

Tuhaf olan ise bütün bu çıkarımları Fin halkına duyururken aynı zamanda onları Ruslara karşı ayaklanmaya çağırmasıdır.[2] Finlerin de diğer sözgelimi turan milletleri gibi dünyadan izole ve yalnız bir tarihi olmadığını ve insanlığın en az altıda biriyle akrabalık bağı taşıdığını iddia etmesi biraz fazla patriyotik bir biliminsanı olduğu kuşkusunu doğurur.

Reklamlar

Japon Turancılığı

Avusturyalı Alman dilbilimci Johann Anton Boller, Japonca’yı Ural-Altay sülalesinde gösteren ilk kişidir.[3] Bu gösterim daha sonra Fujioka Katsuji tarafından, doğrulanmak amacıyla pratiğe dökülmüştür.[4] Tüm bu çabalar yaklaşık olarak 1850-1900 yılları arasına tekabül etmektedir ki o zamanlarda, yani İkinci Dünya Savaşı’nın başlarına kadar, Ural-Altay Dil Ailesi daha yaygın kabul görmekteydi. Günümüz araştırmaları çapında ise Japonca, başka dillerle akrabaları kanıtlanamamış en büyük dillerden biridir. Bunun yanı sıra Avustronezya Dilleri’yle kapsamlandıran dilbilimciler de vardır.[5]

1920 ve 1930’lar, Japonya’daki turancılığın en ateşli yıllarıdır ve tuhaf şekilde daha çok üst düzey askeri yetkililer tarafından ilgi görmüştür. Görüşün savunucuları, Japonların İç Asya kökenli olup Orta Asya’dan Japonya adalarını fetheden bir halk olduğunu iddia ederler. Kitagawa Shikazō, Japonların, Turan Ailesi’nin Tunguz kolundan türediğine değinir ve bu gidişata Korelilerle Mançuları da ekler. Tunguzlara bağlılıkla birlikte diğer Turan halkları olan Türkler, Moğollar, Finler, Macarlar vb. ile olan her türlü akrabalık varsayımını da böylece kabul etmiş bulunur. Hatta kanbağı bulunduğunu söyler.[6]

Macar Turancılığı

Macarlar arasındaki turancılık, Türkler arasında olanla benzerlikler gösterir. Tıpkı turancılığın kendisi gibi, yükselmekte olan pancermenizm ve panslavizm akımlarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Macaristan’ın I. Dünya Savaşı yenilgisi, etnik Macarların üçte birinin ülke sınırlarının dışında kalmasına neden olacak kadar küçülen bir ülke ortaya çıkardıktan sonra, toplam nüfusunun %60’a yakınını yitiren Macaristan için, Avrupa’ya sırt dönerek doğuda yeni birliktelikler ve destekler arama zorunluluğu doğmuştu.[7] 1 Haziran 1924’de Magyar-Nippon Társaság (Macar-Japon Topluluğu) kuruldu.[8]

Reklamlar

Her ne kadar turancılık, Macaristan devlet erkanlarının ana felsefesi olmuş gibi görünse de aslında hiçbir zaman resmi olarak kabul görmedi. Çünkü böyle bir toplumsal yapının istemi, rejimin ana damarını oluşturan muhafazakar hristiyan görüşüne ters düşmektedir. Dolayısıyla bu akımın güçlü üyesi gibi görünmek isteyen hükumet, uluslararası dışlanmışlıktan kurtulup yeni işbirlikleri yaratmak için sırasıyla Türkiye, Estonya, Finlandiya, Japonya ve Bulgaristan’la dostluk antlaşmaları imzalamıştır.

II. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle birlikte ise tüm turancı kurumlar hükumet tarafından dağıtılmıştır. 1948 yılında tek partili komünist bir devlete dönüşen Macaristan, turancılık politikasını faşistlikle bir tutmuştur.[9] Turancılığa dair tüm etkinlik ve destekler 1989 yılında sosyalist rejim düşene kadar yasaklanmıştır.

Halklar Ne Diyor?

Eğer tarihsel çıkarımlar dışında halk insanlarının görüşlerini de merak ediyorsanız, burada sizler için dünyanın hemen her bölgesinden insanların kendilerine sorulan soruları yanıtladıkları çevrimiçi bir platformdadaki bazı yanıtlarını da derledik.

Reklamlar

Türkler, Macarlar, Finler, Koreliler, Moğollar ve Japonlar Turan Birliği Hakkında Ne Düşünüyor?

“Dürüst olmak gerekirse, bunlar turancılık nedir biliyor mu? Hayır. Turancılık onlar için zihinlerinde değil. Geçmişte mi? Evet. O zamanlar umursamışlardı çünkü Emperyal Rusya’ya karşı bir birliktelik arayışındaydılar. Rusya’nın panslavist düşünce sistemi bunun doğuşunu sağladı. Öte yandan Türk hükumeti bunu bir birlik oluşturma çabasıyla yaptı, ancak yalnızca Macarlar tarafından kabul gördü. Başarısız oldu. II. Dünya Savaşı’nda Japonya, turancılığı kendi çıkarları için kullanarak aynı şeyi denedi. Yine başarısız oldu.”[10]

Jacques Văn Khải

Japonlar Türkler ile İlgili Ne Düşünüyor?

“Kötü şeyler değil, yine de birçok Japon yanılır çünkü bilgileri korkunç derecede sınırlıdır. Japonya’da fazla Türk yok ne yazık ki. Çoğu Japon Türkleri bilmez ama popüler kültürün gösterimlerinden ve Orta Doğu’ya dair basmakalıp imajlarından etkilenmiştir. Bu imajlar çoğunlukla Arap Geceleri, Aladdin’dir. Fakat bu, Japonların Türkiye ya da onun insanlarına ilgi duymadığı anlamına gelmez!”[11]

Yuki-Jennifer Aleksandra Asuka Kurumi

Türkler ve Koreliler Birbiri Hakkında Ne Düşünüyor?

“Çoğu kişi Türk askerlerinin bizim için kendilerini feda ederek yaptıkları şeyi içselleştirmez. Kore hükumeti yabancı askeri yardımları minimum düzeyde göstermekte. Ben bunu can sıkıcı buluyorum. Ayrıca Koreli müslümanların (sanırım nüfusun %1’inden daha az) genellikle Türk askerleri gördükten sonra din değiştiren kişiler olmaları, Kore Savaşı’nda Türklerin yaptığı muhteşem etkiyi yansıtıyor.”[12]

Jihyun Sohn
Reklamlar

Sahtebilim Teorisyenleri

Çağdaş dilbilimcilerin ve Türkiye ve dünyadaki önde gelen akademisyenlerin tüm reddetme çalışmalarına rağmen turancılık, Türk Dili konuşan devletlerde hala yaygın bir düşünce sistemidir. Doğru olan bilgilerin çoğunlukla çarpıtıldığı bu düşünce sisteminde, bazen de Orta Asya’dan gelen tüm halkların Türk/Turan kökenli olduğuna inanılmaktadır. Hatta bazı hükumetler tarafından insanlara konuşulacak bir konu verme ve diğer sorunları unutturma çabasıyla “ulusal terapi” olarak uygulanır.[13]

Kaynakça:
1. Raremaps, 圖地布分族民ンラツ Ethnographical Card of Turanians (Uralo-Atlaians).
2. Łukasz Sommer (2014), Historical Linguistics Applied: Finno-Ugric Narratives in Finland and Estonia.
3. Johann Anton Boller (1857), Nachweis, Dass das Japanische zum Ural-Altaischen Stamme Gehört.
4. Masayoshi Shibatani (1990), The Languages of Japan, sf: 96.
5. Alexander Vovin, Proto Japanese Beyond the Accent System, sf: 141-156.
6. Sinan Levent (2015), Common Asianist Intellectual History in Turkey and Japan: Turanism.
7. Erzsébet Portik (2012), Erdélyi Magyar Kisebbségi Sorskérdések a Két Világháború Között, sf: 60-66.
8. Ildikó Farkas (2007), A Magyar-Nippon Társaság.
9. Andrew C. Janos (1982), The Politics of Backwardsness in Hungary, 1825-1945, sf: 75.
10. Quora.
11. Quora.
12. Quora.
13. Konstantin Sheiko, Stephen Brown (2014), History as Therapy: Alternative History and Nationalist Imaginings in Russia, sf: 61-62.