Tavşanların Yaratılış Destanı: Watership Tepesi’nden Bir Alıntı

Richard Adams tarafndan yazılan Watership Tepesi, üstünkörü baktığınızda tavşanlarla ilgili bir macera romanıdır. Aslında kitap gerçekten de talan edilen yuvalarından kaçıp kendi kolonilerini kurmayı amaçlayan bir grup genç yaban tavşanının öyküsüdür.

Kitabı özel yapan şey ise birkaç tavşanın günlük koşuşturmasını değil bütün bir tavşanlık kültürünü anlatmasıdır. Roman içerisinde tavşanların aile yapısı, gelenekleri, mitolojik karakterleri, atasözleri, tarihleri ve hatta dini inançları yer almaktadır. Adams, çocukluğunu geçirdiği yer yakınlarında yaşam verdiği bu öyküyü yazarken uzun bir süre tavşanları gözlemlemiştir.

Kitaptaki örnekleme ve mitler o kadar beğenilmiştir ki yazar sırf bu anlatımlardan oluşan ikinci bir kitabı 1975 yılı baskısından 25 yıl sonra çıkarmıştır. İşte Watership Tepesi’nde anlatıldığı kadarıyla tavşanların yaratılış destanı:

Reklamlar

“Uzun zaman önce Frith, tavşanların tanrısı, dünyayı yarattı. Tüm yıldızları da yarattı ve Dünya o yıldızlardan biridir. Bütün bunları, dışkısını gökyüzüne saçarak yaptı ve bu nedenle çimler dünyada bu kadar gür büyüdü. Frith, tüm hayvanları ve kuşları yarattı, ama başlangıçta hepsi aynıydı. Serçe ve kerkenez arkadaştılar ve ikisi de tohumla sinek yerdi. Tilki ve tavşan arkadaştılar ve ikisi de çim yerdi.

El-ahrairah, bin düşmanlı prens ve tüm tavşanların babası, o kadar fazla eşe sahipti ki onları saymak mümkün değildi; eşlerin o kadar fazla yavrusu vardı ki onları Frith bile sayamazdı – hepsi de çim ve karahindiba yerdi. Bir süre sonra çimler zayıf başvermeye başladı ve tavşanlar her yere yayıldı, giderek çoğalarak ve tüketerek. Bunun üzerine Frith şöyle söyledi El-ahrairah’a ‘Halkını sen kontrol etmezsen ben bir yolunu bulurum.’ El-ahrairah kulak asmadı ve ‘Halkım dünyanın en güçlüsüdür, çünkü onlar diğer herkesten daha hızlı ürer ve daha çok yer. Bu da Efendi Frith’i ne kadar sevdiklerini gösterir.’ dedi. Frith El-ahrairah’ı hemen öldürebilirdi ama bunun yerine onunla eğlenmeye karar verdi.

Bütün hayvanları ve kuşları büyük bir toplantıya çağırdı ve hepsine, onları diğerlerinden farklılaştıracak ayrı özel bir güç ihsan eyleyeceğini söyledi. Tüm hayvanlar kendi zamanlarında gitmek için planlarını yapmıştı, çünkü Frith her birinin ayrı zamanda gelmesini uygun görmüştü. Karatavuk geldiğinde ona güzel şarkısını verdi ve öküz geldiğinde ona keskin boynuzlar ve başka hiçbir yaratıktan korkmamasına yetecek gücü verdi. Ve tilkiye ve kakıma ve gelinciğe öldürme hırsı ve fenalıkla birlikte El-ahrairah’ın çocuklarını avlayıp katletme arzusu verdi.

Reklamlar

Bu sırada El-ahrairah ise dans edip çiftleşiyor ve Frith ile buluşup muhteşem bir armağan alacağı için böbürleniyordu. Yolda yorulup tepede dinlenmek üzere oturduğunda bir kara ebabil çığlık çığlığa bağırıyordu: ‘Ne haberler, ne haberler!’ El-ahrairah bunun ne haberi olduğunu sordu. Şöyle dedi ebabil: ‘İyi ki senin yerinde değilim, El-ahrairah. Çünkü Frith, tilkiyle gelinciğe öldürme hırsıyla tutuşan yürekler ve keskin dişler, kediyeyse sedasız ayaklar ve karanlıkta bile görebilen gözler bahşetti. Hepsi de Frith’in mekanını, El-ahrairah’a ait ne varsa yeme amacıyla terk ettiler.’ Ve gözden kayboldu ebabil. El-ahrairah, Frith’in sesini duydu: ‘El-ahrairah nerede? O dışında herkes hediyelerini aldı; bu yüzden onu bulmaya geldim.’ İşte o zaman El-ahrairah, Frith’in ne kadar zeki olduğunu anladı.

Tilkiyle gelinciğin de peşinde olduğunu düşünüp panikleyerek tepeye döndü ve kazmaya başladı. Oysa Frith geldiğinde yalnızca küçük bir delik kazabilmişti. Frith, El-ahrairah’ın dışarıda kalmış olan poposunu gördü ve sordu: ‘Acaba El-ahrairah’ın nerede olduğunu biliyor musun, çünkü ona vermek istediğim bir şey var.’ El-ahrairah ‘Hayır.’ dedi. Frith buyurdu: ‘O zaman dışarıya gel de onun yerine seni kutsayayım.’ El-ahrairah ‘Olmaz.’ dedi. ‘Şu anda çok meşgulüm çünkü tilkiyle gelincik peşimde. Bir şey kutsamak istiyorsan popomu kutsayabilirsin.’

‘Öyle olsun.’ dedikten sonra gürledi Frith: ‘Ey popo, güçlen ve efendinin hayatını kurtar!’ Sözlerini bitirir bitirmez El-ahrairah’ın kuyruğu büyüdü ve bir yıldız gibi ışıdı. Arka bacakları uzadı. Delikten kendini kurtardığı gibi tepe aşağı, hiçbir diğer yaratığın yapamayacağı bir hızda koştu. Frith arkasından seslendi: ‘El-ahrairah, halkın asla dünyaya hükmedemeyecek, çünkü ben buna izin vermeyeceğim. Bütün dünya düşmanın olacak ve seni öldürmek için peşine düşecekler.’

‘Ama önce. seni yakalamaları gerekecek!'”

Tavşanların Yaratılış Destanı: Watership Tepesi’nden Bir Alıntı” için bir yorum