Kan Donduran Tarih – Belçika Kongosu ve İnsanlık Dramı

Yaz başında Belçika Kralı’nın küçük kardeşi Prens Laurent, atası II. Leopold’ün zulümden sorumlu olmadığını çünkü hiç Afrika’ya gitmediğini söyledi. Zaten uzun yıllar boyu Kral II. Leopold, Belçika’yı savaşlarda nötral tutan ve çağdaşlaşmayı sağlayan bir lider olarak görülmüştü. 2010 yılında eski bir Dışişleri Bakanı olan Louis Michel ve babası, ondan “Belçika gibi küçük bir ülke için hırsları olan bir kahraman” olarak söz etmişti. Ayrıca yine 2020 yazının başlarında Belçika Devlet Üniversitesi’nin eski müdürü Hervé Hasquin, kolonileşmenin sağlık, temel eğitim gibi yeniliklerin Orta Afrika’ya getiren “pozitif yanları” olduğunu savundu.

Kral II. Leopold ve Kraliçe Marie Henriette.

“Uygarlık” getirme bahanesini Avrupalı liderlere 1885 yılında yutturan Leopold, kıtayı talan eden bu oluşumun içerisinde Afrikalıların standartlarını geliştirecek atırımlar yapmaya söz verir. Buna karşılık liderler Berlin Konferansı’nda toplanır ve ona 2.000.000 m2 araziyi kişisel kolonisi olmak üzere tahsis eder. Leopold buraya “Özgür Kongo Ülkesi” adını verir. Bunlar görünürde insancıl atılımlar olsa da Leopold’ün tek derdi toprakları kauçuk, maden ve fildişi için yağmalamaktır. Çok geçmeden bu “özgür” topraklar insanlığın en büyük utanç kaynağına dönüşecektir.

Afrika Talanı insani hakların yoksayılmasıyla birlikte doğal çevrenin katlini de içerir.

Yerlileri kölelere çevirir ve yeterli kaynak toplamayanları uzuvlarının kesilmesi ve ölümle cezalandırır. Öyle ileriye gider ki hiçbir kurşunun israf edilmesini istemez ve askerlerden kullanılan her mermi için bir kesik baş getirmelerini ister. Kolonyel yöneticiler kimsesiz çocukları da kaçırıp “çocuk kolonileri”ne gönderir ve orada asker olarak yetiştirir. Bu koloni kamplarındaki çocukların yarısının yaşamını yitirdiği tahmin edilmektedir. Kıyımlar, açlık ve hastalık bir araya geldiğinde toplam 10 milyon insan canından olur. Tarihçiler gerçek sayıyı tartışmaktadır ancak 15 milyona varan rakamlara rastlanır.

Büyük olasılıkla hasta ve aç oldukları için yeterli kaynak toplayamayan ve bu yüzden elleri kesilerek cezalandırılan Kongolu çocuklar.

Hayatında hiç Afrika’da bulunmamasına rağmen Kral II. Leopold, kendi başına 10-15 milyon insanın ölümünden sorumludur. O dönemde ülke nüfusunun %66 azaldığı söylenmektedir. Yaşayanların çoğu ise uzuvsuz ve sakat kalmıştır. Kral ayrıca Tervuren’deki sarayına Afrika Müzesi’ni kurdurtur. İçerisinde “insanat bahçesi” de bulunan bu alanda 267 Kongolu sergilenmiştir.

İstismar söylentileri giderek yayılır. Misyonerler ve İngiliz gazeteciler rejimin gerçek yüzünü göstermeye başlar. 1908 yılında II. Leopold’ün zalimliği ve Afrika üzerindeki vahşeti Avrupalı liderler tarafından kınanır. Bunun üzerine Belçika’nın parlamentosu akıllara durgunluk verecek kadar büyük bir zeka parıltısı göstererek kralın yaptıklarını zalimce bulur ve Kongo üzerindeki bütün hakkını fesheder. Artık yönetimi Belçika devletine geçen Kongo’nun, Kongo Cumhuriye’tine dönüşmesi 1960’daki özgürlük savaşına kadar sürer.

Kral II. Leopold ise kanlı ellerini Kongo’dan çektikten bir yıl sonra ölür. Belçikalıların yuhalamaları eşliğinde defnedilir. Yeğeni I. Albert kral olduktan ve Birinci Dünya Savaşı Belçika varlığını tehdit etmeye başladıktan sonra katil kralın bir heykelini dikmiştir. Her nasıl olduysa bu heykel II. Leopold’ün yaptırdıklarını on yıllarca unutturur.

2018’de Brüksel, bir halk meydanına Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı ve Afrika özgürlük hareketlerinin kahramanı olan Patrice Lumumba’nın adını vermiştir. 2019 yılında ise Kortrijk ve Derdermonde şehirleri, Kral II. Leopold’ün adını taşıyan sokakları yeniden adlandırmış ve Kortrijk konseyi kraldan “kitle katili” olarak söz etmiştir.

Yine 2019 yılında Birleşmiş Milletler, Belçika’dan kolonyel zulüm için özür talep etmiş, ancak dönemin başbakanı reddetmiştir. Sonrasındaysa dalga geçer gibi 1940 ve 50’lerde Burundi, Kongo DC ve Ruanda’dan kaçırılan “melez” çocuklar için özür dilemiştir.

Kongo DC’nin başkenti Kinşasa’daki II. Leopold heykeli ulusal müzeye kaldırıldı. Afrika Müzesinde bilimsel araştırmalar yapan Bambi Ceuppens, II. Leopold’ün kesinlikle halka arz edilen bir heykeli hak etmediğini söylüyor. Öte yandan heykeli kaldırmanın da ırkçlık sorununa bir çözüm olmadığına inanıyor. Lubumbaşi şehrinden bir avukat olan Jules Mulamba’ya göre tuhaf şekilde Kongo DC’nde bile kimse Belçikalıların Afrika lehine yaptığı protestoları fark etmemişti. O da birçok Kongolu gibi kolonyel suçları Belçika halk ya da devletinin değil bizzat kralın işlediğini düşünüyor.

1904 yılı. Bir baba, beş yaşındaki çocuğunun kesilen uzuvlarına bakıyor.

Belçika’da sömürge tarihi on yıllardır üstünkörü öğretilmekte. Birçok sınıfta hala ünlü Belçika karikatürü Tenten’in kitapları yer alıyor ki bu serinin birçok kitabındaki göndermeler bugün aşırı zenci karşıtı görülüyor. Belçika eğitim bakanı ikinci sınıfların gelecek yıldan itibaren sömürge tarihi işleyeceğini duyurdu.[1]

“Misyonerler geldiğinde, Afrikalıların elinde toprakları, onların elindeyse İncil vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Yeniden açtığımızda İncil bizim elimizdeydi. Topraklarımız ise misyonerlerin olmuştu.”

Jomo Kenyatta

Kaynakça:
1. BBC.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.