Sessizliğe Gömülü Duygular: Bir Müze Nasıl Gezilir?

Bu yazının yazıldığı tarihten çok değil, yaklaşık bir ay önce sanatseverleri öfkeyle dolduran bir olay yaşandı. Venedik yakınlarındaki bir müzede bulunan Paolina Bonaparte heykelinin alçı kopyasının ayak parmakları, heykelin üzerine oturarak poz veren bir turist tarafından kırıldı. Daha sorumsuzca olan davranışı ise sonrasında müzeyi gezmeye devam etmesi ve yetkililere haber vermeden çıkıp gitmesiydi.[1]

İnsanlık tarihi kadar eski olan sanat, hiçbir sınıf ayrımı gözetmeksizin hepimizin ortak mirasıdır. Müzeler bu paha biçilemeyecek kültür ögelerini koruyan inanılmaz önemli kurumlardır. Bu kurumlar nasıl gezilmelidir?

İçindeki Eserleri Tanımak

Bazı müzeleri içindeki koleksiyonlar ya da sergiler için gezmek isteyebilirsiniz. Ancak yalnızca tek bir eseri görmek için giriş ücreti ödeyen insanlar da vardır. Ve hatta bazı müzeler yalnızca bir ya da birkaç eser barındırdığı için ister istemez yol ve masrafına katlanmak zorunda kalırsınız. Özel de olsa devlet de olsa önemli sanat eserlerini barındıran müzelerin gelirinin çoğu kendi bakımlarına gittiğinden en azından paranız boşa harcanmamış olur.

Müzelerin yalnızca sanat eserlerini değil de bilim, doğa, tarih gibi diğer kültürel miraslarını da gösterebildiklerini belirtelim. Bu içerik çoğunlukla sanat galerileri için yazılmış olsa da dilediğiniz müzeye uygulayabilirsiniz. Ortak bir kural bulunur: Müzede gördüğünüz hiçbir esere dokunmayın!

Ücretsiz Günleri Araştırın

Yurtiçi ve yurtdışındaki pek çok müze özel günlerde ziyaretçilere ücretsizdir. Bazı müzelerde bu günlerde bedava giriş bulunmasa da büyük indirimlere rastlayabilirsiniz. Bazı müzeler ise böyle günlerde dilediğiniz fiyatı ödemenize izin verir, bağış misali.

Bu dönemlerin müzelerin en kalabalık dönemleri olabileceğini de aklınızdan çıkarmamanız gerek.

Biletinizi Çok Önceden Çevrimiçi Satın Alın

Dünyadaki çoğu kurum kendi sitesi üzerinden bilet satışı yapmaktadır. Eğer İstanbul gibi büyük ve turistik bir şehre gidiyorsanız öncelikle bir şehir kartı edinmenizde yarar var. Bu kart sizin en ünlü müzelerin tamamın girmenizi sağlayan ekonomik bir seçimdir. Devletlerin sitelerinden de yine bu kartları satın alabilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti tarafından satışı yapılan Müzekart sizin İstanbul yolculuğunuzu çok ekonomik bir fiyata getirebilirken, öğrenci kartı gibi seçeneklerde Topkapı Sarayı’nın haremine giriş dahil olmadığından biletinizi ayrı satın almanız gerekecektir. Diğer müzeler için alacağınız biletlerin de hangi bölümleri içerdiğini mutlaka bilmeniz gerekir.

Diyelim ki Milano‘ya gidiyorsunuz ve ünlü Son Akşam Yemeği tablosunu görmek istediniz. Yalnızca bu eserin ve bir diğer freskin gösterildiği şapele girmek için aylar öncesinden rezervasyon yaptırmanız ve bir tur satın almanız lazım. Bütün bunları başarıyla gerçekleştirdikten sonra bile eserin karşısında grup olarak en fazla on beş dakika kalabileceğiniz size söylenmemiş olabilir.

Hafta Günlerini Seçin

Haftasonlarını geçirmek için müzeler muhteşem yerler olsa da, kalabalık gerçekten keyif kaçırıcı olabilmekte. En dolu müzelerden bazıları bile Çarşamba günü gibi haftaortası zamanlarda deyim yerindeyse sinek avlar. Eğer zaman bulabilirseniz haftaiçi ziyaretlerini gerçekleştirmenizi öneriyoruz. Birçok müzenin haftanın en azından bir günü tatil yaptığını ve bunun sıklıkla pazartesiye denk geldiğini hatırlatmak isteriz.

Haftaortası, müzelerin en az ziyaretçi aldığı aralıktır.

Gezi Planınızı Önceden Oluşturun

Küçücük müzeler bile her detayı gösterdikleri web sitelerine sahip. Hatta çevrimiçi bilet bulamadığınız için üzülüyorsanız en azından fiyat listesini görebilirsiniz. Bu sitelerde aynı zamanda eserlerin hangi koleksiyon ya da galeride yar aldığı da belirtilir. Paris‘teki Louvre gibi dev bir müzeye gidiyorsanız ve neyi göreceğinizi bilmiyorsanız koca bir günde bile büyük olasılıkla eserlerin onda birini inceleyebileceksiniz. Hatta Louvre o kadar esere ev sahipliği yapmaktadır ki aralıksız her birini bir dakika incelemeniz tüm müzeyi üç haftada görmenizi sağlayacaktır. Bütün eserler görmeye değerdir ama bazıları daha fazla değerdir.

Müze haritasının bir çıktısını alarak eserleri işaretleyebilir ve en başından en sonuna kadar keyifle tamamlayabilirsiniz. Tüm hazırlıklarınız tamam olsa da gittiğinizde görmeyi çok istediğiniz şeylerin o anda sergi dışı olduğunu öğrenebilirsiniz.

Müzeye vardığınızda neler yapmanız gerekmektedir?

Telefonunuza Veda Edin

Kabus gibi üstünüze çöken telefonunuzu sessize alın ve çok önemli bir işiniz yoksa kapatın. Tabi ki de çeşitli fotoğraflar çekmek için kullanabilirsiniz fakat bu konuda da hızlı olun. Önünde insanların olmadığını fark ettiğiniz anda eseri fotoğraflamanız gerekli. Bazı insanlar siz çekene kadar araya girmezken bazıları bilinçli yapar gibi dakikalarca önünüzden ayrılmazlar. Aslına bakarsanız ikinci grup insanlar doğru olanı yapmaktadırlar. Çünkü siz fotoğraf çekeceksiniz diye hiç kimsenin kenara çekilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Lütfen, hiç kimseden bunun için ricada bulunmayınız.

Kaldı ki birçok müze fotoğraf çekimine izin vermemektedir. Amsterdam‘daki Van Gogh müzesinin zevkle döşenmiş koridorlarında paha biçilemeyecek eserlerin bir tanesinin bile fotoğrafını izinsiz çekemezsiniz. Bunlara hazırlıklı olmanın en kesin yolu çizim ve notlar için bir defter ve kalem götürmek olacaktır.

Siz fotoğraf çekmek istediğiniz için hiç kimsenin kenara çekilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ama eseri görmek için biraz daha yakınlaşmak amacındaysanız bunu insanlara söylemekten asla çekinmeyin.

Rehberli Turları Yabana Atmayın

Eğer önceden aldığınız biletiniz turu kapsamıyorsa müzede bu seçeneği düşünebilirsiniz. Fiyatlar oldukça pahalı olsa da araştırma gibi ön hazırlıklarınız olmadığı durumlarda yolculuğunuzu harcadığınız zaman ve paraya değer bir duruma getirirler. Daha ekonomik bir seçenek olarak ise oto-rehber cihazlarını kiralayabilir, eserlerin altındaki numaraları girdiğiniz telsiz benzeri bu yapıdan bilgiyi doğruca dinleyebilirsiniz. Yurtdışındaki müzelerin neredeyse hiçbirinde Türkçe dil desteği bulunmadığı için yabancı dil bilmemeniz sizi zorlayacaktır.

Şimdi elveda öpücüğü verdiğiniz telefonunuzu açıp eser hakkında biraz bilgi okuyabilirsiniz. Araştırma vaktiniz, eseri incelediğiniz süreden daha uzun olmamalıdır.

Ziyaretleriniz sırasında bol bol dinlenin.

Bitik Düşmeyin

Belki de en yorucu sporlardan biri müze gezmektir. Öncelikle kesinlikle görülmesi gereken, sonrasında ise kendinizin görmeyi çok istediği birkaç eseri gördüyseniz oturup uzunca dinlenebilirsiniz. 20. yüzyılın başlarında yapılan bir araştırmaya göre müze ziyaretinizin otuzuncu dakikasından sonra eserlerin büyüsü ortadan kalkmakta ve dikkat düzeyiniz düşmektedir.[2]

Müze geziniz bittikten sonra da yapabileceğiniz bazı egzersizler var.

Hediyelik Eşya Mağazası

Çoğu müzede bulunan bu bölümde, bazı kalitesiz hediyeliklere servet ödersiniz. Ancak gelir müzeye gitmekte olduğu için bir bağış olarak düşünebilirsiniz. Aslında birçok ürün müzeye ücretsiz verildiği için üzerinde kar olmadan satılmaktadır. Hiçbir şey almayacaksanız bile ziyaret etmeniz önerilmektedir.

Fikrinizi Beyan Edin

Eğer müzeyi birileriyle ziyaret edecek kadar şanslıysanız, çıkışın ardından nereye oturacağınızı belirledikten sonra yürüyüş yolu boyunca gördüklerinizden söz edin. Sizi neyin etkilediğini, neyi yavan bulduğunuzu, kalkışmak üzere olduğunuz bir etkinlik için aldığınız ilhamı açıklayın. Notlarınızı ve çizimlerinizi gösterin. Anlayamadıklarınızı sorun ve hiç kimse bilmiyorsa birlikte araştırın.

Eğer bir siteniz, yazdığınız bir köşe ya da benzeri yayın/yayım organınız varsa ziyaretiniz henüz tazeyken bu bilgileri taslak olarak kaydedin. Unutmayın ki insanlarla paylaşılmak için yazılan yazılar en çok yazan kişiye yarar sağlamaktadır. Bilgi paylaşmak için!

Sayın okurlardan küçük bir ricamız var. Giriş pasajında da okuduğunuz gibi sanata zarar veren etkinlikler ne yazık ki görüp duyduğumuzdan daha yaygındır. Birçok kurum eserlere fazla yaklaşılmasına izin vermez. Çünkü alçıdan yapılan heykellerin zaten hassas olmasının yanında sıcak soluğunuz ve hatta bedeninizden çıkan buhar bile bir tablonun yıpranmasını hızlandırabilir. Bu nedenle eğer soğuk bir günde ziyarette bulunuyorsanız üzerinize bir şal, atkı ya da benzeri aksesuar alarak hem daha entelektüel bir havaya bürünebilir, hem de eserlere yaklaştığınızdan ağız ve burnunuza siper ederek mirasımızın korunmasına yardımcı olabilirsiniz.

Sanatı sevmekten ve üretmekten asla vazgeçmemeniz dileğiyle.

“İnsanIar oIgunIaşmak için bazı şeyIere muhtaçtır. Bir miIIet ki resim yapmaz, bir miIIet ki heykeI yapmaz, bir miIIet ki tekniğin getirdiği şeyIeri yapmaz; itiraf etmeIi ki o miIIetin iIerIeme yoIunda yeri yoktur.”[3]

Mustafa K. Atatürk

Kaynakça:
1. La Repubblica.
2. Jeremy Anderberg (2016), 12 Tips for Getting the Most Out of Your Trip to a Museum.
3. Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri Cilt II (1952).