Cilve Dolu Hayatlar – Kedilerin Acı-Tatlı Tarihi

Aslında “kedi” olarak ifade ettiğimiz Felis catus yani evcil kedi , kedigiller (Felidae) ailesinin ehlilleşmiş tek üyesidir. Kendi arasında ev kedisi, çiftlik kedisi ve sokak kedisi gibi sınıfları barındırabilir. Birkaç nesil üredikten sonra bu sınıflar arasında insanlara karşı ciddi davranış farkları oluşabilir.[1] Günümüzde çeşitli otoriteler tarafından onaylanmış 60 kedi türü bulunmaktadır.[2]

İlk kez M.Ö. 7.500 yılında Anadolu ve civarındaki Yakın Asya’da evrimleşmiş oldukları keşfedilmiştir.[3] Kanıtlar yeterli olana kadar kedi evcilleştirmenin ilk kez M.Ö. 3.100 yılında Mısır’da başladığı düşünülüyordu.

Kaynak: Wikimedia Commons.

Pek çok dilde benzer formda bulunan “kedi” sözcüğünün Türk Dili’ne tam olarak nereden gelmiş bilinmiyor. 16-17. yüzyıla kadar “çetük/çetik” adı kullanılmaktaydı. Bunun Proto-Uralca’daki dişi, kıllı hayvan anlamına gelen “käďwä”, Arapça’daki kedinin halk formlarından biri, Ermenice “կատու (gadu)” ya da Rumca “γάτα (gáta)” sözcüklerinden gelmiş olabileceği düşünülür.[4][5] Hepsinin orijinalinin Geç Latince’deki “cattus” sözcüğünün atası olan ve Antik Mısır dillerinden kabul edilen Kıptice “ϣⲁⲩ  (šau)” sözcüğünden türediğine inanılır.[6]

Evcilleştirilen ilk tür olan Afrika yaban kedisi kalıntıları, Kıbrıs’ın güneyindeki neolitik mezarlıklarda M.Ö. 7.500-7.200 yıllarında insanlarla birlikte gömülmüştür. Adada yerel memeli türü bulunmadığı için kedilerin ve diğer yaban memelilerin Orta Doğu anakarasından getirildiği düşünülmektedir.[7] Bilim insanlarının ortak düşüncesi Bereketli Hilal’de çoğalan kemirgen nüfusunun ve özellikle ev faresinin, kedi gibi avcı türleri bölgeye çektiği yönünde. Gösterdikleri üstün haşere kontrolünden dolayı kediler, Neolitik çiftçiler tarafından evcilleştirildiler. Tarım etkinlikleriyle birlikte kediler de tüm dünyaya yayıldı. Belgelenmiş ilk ev kedisi 3.200 yıl önce Yunanistan’da yaşamıştır. Yunan, Fenikeli, Kartacalı ve Etrüsk tüccarlar ev kedisi ticareti yaparak, Korsika ve Sicilya’ya ulaşması neredeyse 1.000 yıl alacak olan türün Güney Avrupa’ya yayılmasını sağladılar.[8]

Afrika yaban kedisi.

Bunca yıldır ehli olmalarına rağmen kedileri diğer evcil hayvanlardan ayıran en önemli fark, insanlarla birlikte yaşadıkları süre zarfında bile fiziksel ve davranışsal olarak çok az değişmiş olmalarıdır. Bu nedenle doğada hala tek başlarına kurtulabilirler. Büyük olasılıkla bu karakteristik özelliklerinden dolayı sevilip sahiplenilen kediler hala binlerce yıl önceki akrabaları gibi küçük, sosyal, kolay anlaşılabilir, oyuncu ve görece zeki hayvanlardır. Çoğunlukla Güney Amerika’da doğal olarak yaşayan yaban Leopardus cinsi kedigillerin esaret altındayken, insanlara karşı sempatik tavırlar gösterdikleri bilinmektedir.[9]

Oselo adıyla da bilinen Leopardus pardalis.

Milat sonrası ilk yıllarda coğrafyaya göre farklılaşmaya başlayan kediler 1979 yılında kurulan Uluslararası Kedi Kurumu (TICA) tarafından cins olarak adlandırılmaktadır. Özellikle sanayi devrimi sonrası kedileri daha çok zevk için besleyen insanlar, hoşlarına giden özellikteki bireyleri çiftleştirerek günümüzdeki tür sayısına ulaştırmıştır ve bu etkinlik hala sürmektedir. Oysa dışarıdan hoş görünen birçok özellik aslında ciddi fizyolojik rahatsızlıklara neden olmaktadır. TICA aynı zamanda türlerin yaşamını zorlaştırmayacak varyasyonların yaygınlaşması adına çalışmaktadır. Halka açık düzenledikleri gösterilerde yarışan cinsler çeşitli ödül ve dereceler kazanırlar. Van ve Ankara kedileri ödül almış türlerdir.

Bununla birlikte kediler bazı coğrafyalarda büyük bir dehşet içinde yaşamışlardır. Günümüzde tükenmiş olan “Çin sarkık kulaklısı” cinsi kedi esasen Pekin’de yetiştirilmiş bir cinstir (ya da türdür). Uzun, parlak, siyah ya da sarı tüylü ve sarkık kulaklı, çoğunlukla gümüş tasmayla beslenen bir kedi olduğu kayıtlara geçmiştir. Portekizce’ye “sumxu” olarak geçen ve Çince “çam faresi” adından türediğine inanılan bu kedi varyasyonuna dair elimizde çok az bilgi olmakla birlikte sahip olduklarımız korku uyandırıcıdır. Darwin, “Evcilleştirme Altında Hayvanlar ve Bitkilerin Varyasyonu” adlı kitabında bu sarkık kulaklılara kısaca yer vermektedir.

“Çinli hanımların hoşuna giden uzun tüylü ve düşük kulaklı kediler varmış. Bazılarıysa bunun kedi değil de ‘samxces’ diye bir hayvan olduğunu söylüyor.”

Charles R. Darwin
Bungartz’ın kitabından kediler: Kıbrıs, Şartrö, Ankara, Horasan, Çin ve Siyam.

İngilizce kaynaklarda bundan daha fazla bilgi bulunmamasına rağmen Lehçe, Portekizce, Fransızca ve Almanca kaynaklarda Çin sarkık kulaklısının korkunç tarihini görme fırsatı yakalıyoruz. Aslında ilk başlarda avcılıkları beğenilir ve her biri dokuz gümüş sikkeye satılırmış ki bu fiyat ender bir öge oldukları anlamına geliyor. Çoğunluk ise labrador cinsi köpeklere benzetilen sarkık kulakların aslında edebi olarak abartıldığı yönünde. Bu cinse dair en sarsıcı alıntıyı aşağıda okuyabilirsiniz:

“Michel, Çinliler’in, yalnızca kedinin dış görünüşüne değil, mutfakla alakasına da hayranlık duyduklarını söylüyor. Kediler leziz parçalar olarak görülür ve özellikle pirinç ve erişteyle tatları çıkarılırdı. Bu cins özellikle et üretimi için ortaya çıkmıştır ve Çin damak zevkinde aranan bir tattır. İnsan, Çinliler’in, Avrupalılar’ın midesini altüst eden pek çok şeyi tükettiğini düşününce bunu tuhaf bulmuyor. Zavallı yaratık küçük bambu kafeslere kilitlenir ve tıpkı bir kaz gibi bol yemekle şişmanlatılırdı. Asya’nın diğer bölgelerine yapılan kapsamlı ticarette erkek kediler ihraç edilmiyor, böylece Çin için kazançlı bir gelir kaynağı oluşuyordu.”[10]

Jean Bungartz
1896’dan bir Çin sarkık kulağı çizimi.

Bilinen son Çin sarkık kulağı 1938 yılında Çin’den ihraç edilmiştir. Günümüzde hala tam olarak izole evrimleşmiş bir kedi cinsi mi yoksa hakiki bir tür mü olduklarını bilmiyoruz.

Kaynakça:
1. Dennis C. Turner, Paul Patrick Gordon Bateson (2000), The Domestic Cat: The Biology of Its Behaviour, sf: 119-147.
2. Carlos A. Driscoll,  Juliet Clutton-Brock,  Andrew C. Kitchener, Stephen J. O’Brien (2009), The Taming of the Cat, sf: 68-75.
3. Carlos A. Driscoll,  Marilyn Menotti-Raymond, Alfred L. Roca, Karsten Hupe, Warren E. Johnson,  Eli Geffen,  Eric H. Harley,  Miguel Delibes,  Dominique Pontier, Andrew C. Kitchener,  Nobuyuki Yamaguchi,  Stephen J. O’Brien,  David W. Macdonald (2007), The Near Eastern Origin of Cat Domestication, sf: 519-523.
4. Kroonen G. (2013),  Etymological Dictionary of Proto-Germanic, sf: 281.
5. Nişanyan Sözlük.
6. Savignac, J.-P. (2004),  Dictionnaire Français-Gaulois, sf: 82.
7. Vigne, J. D., Guilaine J., Debue K., Haye L., Gérard P., (2004), “Early taming of the cat in Cyprus”.
8. Eric Faure, Andrew C. Kitchener (2009), An Archaeological and Historical Review of the Relationships between Felids and People, sf: 221-238.
9. J. W. S. Bradshaw, G. F. Horsfield, J. A. Allen, I. H. Robinson (2002), Feral Cats: Their Role in the Population Dynamics of Felis catus, sf: 361-366.
10. Jean Bungartz (1896), Die Hauskatze, ihre Rassen und Varietäten.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.