Ural-Altay Sahtebilimi – Türk Dilinin Yalnız Dünyası

Temel okul müfredatınızda büyük olasılıkla Türkçe’nin Ural-Altay Dil Ailesi içerisinde yer aldığını gördünüz. Hatta öğretmeniniz çok daha ileriye giderek size Türkçe’nin Sümerce’yle akraba olduğunu söyledi. Bu da yetmezmiş gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün, bütün dillerin Türkçe’den türediğini destekleyen görüşlerini dinlediniz.

Ve bunların hepsi, sizlere yıllar boyunca savunacağınız yanlış bilgiler aşıladı. Zira Ural-Altay Dil Ailesi hiçbir zaman var olmadı.

Sözgelimi Ural-Altay diyasporası.
Kaynak: Wikimedia Commons.

Ural-Altay Dil Ailesi Fikri Ne Zaman Ortaya Çıktı?

Gottfried Wilhelm Leibniz, dilleri kıyaslayarak sınıflandırmaktansa, insanların kökenlerini baz alarak sınıflandırma, sonra detaylara bakma taraftarıydı. Dil üzerine yazılmış bir eserinde her dilin bir ortak atadan gelmekte olduğu düşüncesini ilk belirten kişidir. Bu dil daha sonra Yafesik (Nuh’un oğlundan gelen) ve Aramice olarak ikiye ayrılır. Yafes Dilleri İskit ve Keltik dallarına ayrılır; İskit daha sonra Yunan, Sarmato-Slavik, Türk ve Fin Dilleri olarak devam eder.[1]

Slav adı altında Avar ve Hazar, Türk adı altında Moğol, Fin adı altında Macar dillerini sınıflandırması günümüzde korkunç bir dilbilimsel hatadır. Kendileri sınıflandırmada pek mükemmelliği yakalayamamış olsa da bu sınıflandırma sistemi, özellikle Alman dili konuşan ülkelerde, uzun yıllar dilbilim araştırmalarının gelişimine öncülük etmiştir.

Burada tarihsel ilerleyişten çok deneysel yönüyle inceleyeceğimiz için, zamanla “Tatar Dilleri, Turan Dilleri” gibi adlandırılmış bu dil ailesini başka açılardan ele alalım.

Ural Dilleri Gerçeği

Ural Dil Ailesi, günümüzde toplam 25 milyon kadar konuşanı olan 38 dili içerir. Bu dillerden en yaygın olanları Macarca, Fince ve Estonca’dır. Burada Ural ailesinin Türkçe’ye en yakın olduğunu düşünülen üyesini, Macarca’yı örnekleyeceğiz.

Bilimsel olarak kabul gören Ural Dilleri. Kaynak: Wikimedia Commons.

Macarca:
A zsebemben sok alma van.
(A jebemben şok alma van)

Türkçe:
Cebimde çok elma var.

Bir bakışta benzerlik şaşırtıcı ve dikkat çekicidir. Ancak unutulan nokta şudur ki Macarlar da Türkler gibi Asya’nın daha doğru taraflarından gelen bir toplumdur ve hatta toplama bir toplumdur. İçlerinde çeşitli Türk, Bulgar, Moğol boyları da bulunur. Dolayısıyla dilleri bu ortak havuzda eriyerek kolektif bir yapıya bürünmüştür. Bunların hiçbiri sizi tatmin etmezse, Osmanlı İmparatorluğu’nun 150 yıllık hakimiyetinin Macar kültürü üzerinde bıraktığı inanınılmaz etkiyi araştırabilirsiniz. Yani evet, “cep” ve “elma” gibi sözcükler de orduyla, doğayla ve günlük yaşamla ilgili pek çok sözcük gibi Türkçe’den alınmıştır. Öte yandan “varoş” sözcüğü Macarca kökenlidir ve “şehir” anlamına gelir.

Kos: Koç
Bika: Boğa
Oroszlán: Aslan

Bir dilde hayvanlar ya da bitkiler gibi doğal ve temel sözcüklerin yabancı dillerin etkisinde kalmış olması, dillerin akrabalıklarını değil, uzun süre bir arada bulunmuş olduklarını gösterir. Örnek olarak “maymun” sözcüğü Türkçe’ye, Yunanca “μαϊμού” sözcüğünden geçmiştir. Çok fazla kullandığımız “rüzgar” sözcüğü bile Farsça kökenlidir. Eski Türk kökenli dillerde “yel” şeklinde ve hala kullanılan bir alternatifi bulunsa da diller zamanla yabancı sözcükleri daha fazla benimseyebilir.

Başka bir Ural örneklemi olarak ise; Estonca’da iki mastar eki bulunur. Bunlar yerine göre “-da” ve “-ma” şeklindedir. Ural-Altay fanatikleri bunun Türkçe’deki “-mak” ekine benzediğini düşünmektedir. Oysa Ural dillerini Türkçe’ye yaklaştıran çok ama çok az ortak nokta vardır.

Altay Dilleri Yalanı

Ural grubunun aksine Altay Dilleri gerçekten de hiç varolmamış bir ailedir. Bu görüşü savunan ve sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen dilbilimciler; Türk, Moğol, Tunguz, Kore ve Japon dillerini bir grupta toplar ve hepsinin Proto-Altay adında bir dilden türediğini varsayar. Bu alt paragrafta en yakın üye olan Moğolca ve en uzak üye olan Japonca karşılaştırılacaktır.

Türkçe:
kitap
kitabı
kitabın
kitapta
kitaptan

Moğolca:
nom
nomiig
nomiin
nomd
nomoos

Yorumu size bırakıyoruz… Yine de birkaç benzerlik bulum heyecanlanmaya kalkarsanız eğer, iki ulusun yüzyıllarca aynı bozkırlarda yan yana at koşturup her iki dili de konuşabilen komutanlarla kıtaya hükmettiğini anımsayın.

Kanıt yetersizliği nedeniyle dikkate alınmayan Altay Dilleri.
Kaynak: Wikimedia Commons.

Her ne kadar Japon ya da Korelilerle akraba olma potansiyelimiz gurur verse de burada da birazcık toslayacağız kenara. Ama onun öncesinde bir örnek:

お宅 で 野蛮人がいます。
otaku-de-yaban-hito-ga-imasu
ev-de-yaban-cı-var

Evet, eski Türkçedeki büyük, süslü çadır ya da oda anlamındaki “otağ” ile “otaku”nun benzerliği, bulunma eki olan “-de”nin aynı oluşu ve hatta “yaban” sözcüğünün şok edici enfes birlikteliği bizleri de heyecanlandırıyor – her ne kadar Türkçe’deki “yabancı” değil de “barbar” anlamında kullanılıyor olsa da. Dahası Japonca ve Türkçe’nin gramatik düzeni de neredeyse tamamen aynı ve sözcükler, durumlar ve hatta duygular birebir çevrilebiliyor. Yazım sistemi dışında gerçekten de Türk Dili’ni anadili olarak konuşan kişiler için öğrenmesi en kolay dillerden biri. Peki neden Japonca ve Türkçe’nin akrabalığını kanıtlayamıyoruz? Çünkü Japon Dili’nde çekim bulunmuyor.

Eylemler kişilere göre değişmediği gibi gelecek zamanda da değişmiyor. Yani “ben geleceğim”, “siz geleceksiniz”, “sen gelirsin” ve “onlar gelir” gibi cümlelerin eylem çekimleri tamamen aynı. Türkçe’dekinin aksine gizli özneyle konuşmak bazı durumlarda zorlayıcı olabiliyor. Öte yandan Almanca ve Fransızca gibi çekimli diller bu yönden Türkçe’ye çok daha fazla benzemektedir.

Ural-Altay Teorisi’ni Destekleyen Kanıtlar Yok Mu?

Var ama yeterli sayıda değil ya da zayıf olarak ortak özellik gösteriyorlar. Örneğin bu dillerde gramatik cinsiyet ve artikel bulunmaz, ancak bazı dillerde kadın ve erkeklerin işaret zamirleri tuhaf farklılıklar gösterir. Hepsi eklemeli dillerdir ve sözcükler anlamı fazlaca değiştiren eklerle şekil değiştirir – çok kısa cümleler çok şey anlatabilir. Altay ailesi dışında kalan Macarca’nın Türkçe’ye çok benzer bir ünlü uyumu varken Japonca’da ünlü uyumu bulunmaz. Hatta bazı dilbilimciler tarih boyunca görülmediğini iddia etmektedir. Eski Japonca’nın çok kısıtlı bir dönemindeki çok kısıtlı bir coğrafyadan elde edilen ünlü uyumu motifleri ise Türk Dilleri’nden farklıdır.[2]

Türkçe’nin Sümerce ile olan ilişkisi de yalnızca eklemeli diller olmaları ve birkaç sözcük benzerliğine dayanan ortak noktalardır. Bilinen en eski dillerden olan Sümerce’den çok daha sonra, bugünkü Moğolistan’da yer alan Orhun Yazıtları, Türk Dili’nin en eski yazılı belgeleridir. Öte yandan Antik Çin metinleri gibi komşu toplumların eserlerinden yola çıkarak Türk Dili’nin tarihi yaklaşık olarak 2.500 yıla tarihlenir.

Japonların dünyaca ünlü bir yemeği olan nar ekşili beyti kebap.

Dolayısıyla bağları kanıtlanamadığı için Türkçe, resmi olarak Türk Dilleri/Türki Diller ailesi altındaki Oğuz Dilleri kolunda yer alan izole bir gruptur. Bizlerin kolay anlaşılmasından ötürü lehçe kabul ettiğimiz ama aslında ayrı bir dil olan Azerice, tıpkı Türkmence, Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Özbekçe, Karakalpakça ve Başkurtça’nın ve kısaca toplamda 35 dilin olduğu gibi Türk Dilleri ailesinin bir üyesidir. Türk Dilleri, ikinci dil konuşurlarıyla birlikte 200 milyona yakın bir nüfusun konuştuğu büyük bir dil ailesidir.[3]

Kaynakça:
1. Gottfried Wilhelm Leibniz (1710), Brevis Designatio Meditationum de Originibus Gentium Ductis Potissimum ex Indicio Linguarum.
2. Frellesvig, Bjarke (2010), A History of the Japanese Language.
3. Brigitte Moser, Michael Wilhelm Weithmann (2008), Landeskunde Türkei: Geschichte, Gesellschaft und Kultur, sf: 173

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.