Ejder Kanına Bürülü – Lanzarote

“Eminim ki canım, muhteşem bir mizaç şu sahip olduğun. Nabızların bir yüreğin isteyebildiğince sıradışı atıyor; seni temin ederim ki rengin her gül kadar kırmızı – ne güzel hakikattir bu. Fakat sanıyorum fazla Kanarya içtin ve odur mükemmeliği açık eden şarap. Öyle bir tatlandırır ki kanını, “Bu da ne!” dedirtir insana…”

Kanarya Adaları’nın en ilgi uyandıranı olan Lanzarote, Türk turistler tarafından rağbet görmemektedir. Oysa edebiyatta bile izler bırakan bu adanın görülmeye değer manzaraları var.

Kara paslı kıyılar.

Adını İtalyan denizci Lancelotto Malocello’dan alan Lanzarote’nin yerel halk arasındaki adı “Tyterogaka” ya da benzerlerı şeklinde ve “aşıboyası renginde olan” anlamına geliyor. Topraklarına gönderme içeren bu unvan mitik bir açıklamaya sahip. Efsaneye göre Kanaryalar’ın büyük adası Tenerife’nin kralı, Lanzarote’deki dişi bir ejderhaya karşı epik bir savaş kazanmış ve adanın toprakları siyaha dönük kızıl renkte ejder kanıyla boyanmış. Bu masal son derece ironik, çünkü yakın bir zamana kadar adanın en büyük geçim kaynağı, düz yapraklı sukkulentler üzerinde asalak yaşayan ve karmin pigmentini (gıda kodu E120) veren koşnil böceğiydi. Eğer sosyetik bir partiye giderken ünlü Fransız kozmetiği rujlardan sürüyorsanız, bu aşk kırmızısı renk vererek coşkuyla patlayan böceğe tutkulu bir öpücük konduruyorsunuz. Bu arada ada, aslında politik olarak İspanya Krallığı’na bağlı bulunsa da tektonik olarak Afrika’da yer alıyor. Yıl boyunca ılıman ama kurak bir iklimi var.

 Bazı alanlardan Fas (ve eğer tanıyorsanız Batı Sahra) gözle görülebildiğin için feribot seferleri olduğu yanılgısına kapılmayın. Kanarya Adaları’ndan Afrika anakarasına hiçbir direkt deniz ulaşımı bulunmuyor. Lanzarote’ye yaptığınız birkaç günlük bir yolculuğu en fazla yakınlardaki muhteşem beyaz kumsallarıyla ünlü balıkçı adası La Graciosa ya da civardaki daha deli dolu olan Fuerteventura ile taçlandırabiliyorsunuz.

Lanzarote’de tipik bir arazi.

Pek çok adalar takımı gibi buralar da volkanik. İspanya’nın en yüksek dağı da bu takımadalarda bulunuyor ve ülkedeki depremlerin üçte biri Kanaryalar’da gerçekleşiyor. Volkanik etkinliğin en fazla olduğu ada ise Lanzarote. Bu küçük volkanik adanın çoğu yeri keskin, sünger görünümlü siyah kayalarla kaplı. Üzerlerinde yürümek çok tehlikeli ve yasak. Bu zor arazi koşulları halkın kültürüne beklenmedik şekillerde de etki etmiş. Çoğunlukla katolik olan halk ölülerini gömemiyor. Kayalık zemin çok az kazmaya olanak sağladığı için bütün cesetler yakılıp defnediliyor ve mezar taşları beyaz mermer sütunlardan ibaret. Genel davranışın aksine mezarlıklar kilise civarlarında değil, köy ve mahallelerin arka taraflarında ve beyaz duvarlarla çevrili. En tuhaf yanı ise cenaze evinin (krematoryum) çok yakın bir zamanda adaya inşa edilmiş olması. Büyük olasılıkla öncesinde cenazeler denize gömülüyordu.

Zengin açık deniz çeşitleri.

Gelin görün ki ölenle ölünmüyor. Yaşayanlara bırakılan ilginç defin yöntemleriyle birlikte birtakım sınırlı zenginlik de var bu güzel adada. Özellikle deniz canlıları çok çeşitli ve taze. Aslında market raflarına dışarıdan gelen ürünler pek kaliteli sayılmaz. Türkiye’den getirtilen fındıklar bile hem çok pahalı, hem düşük kalitede, hem de bayat. Dahası, içine şeker ve katkı maddesi doldurulmamış bir ürün neredeyse yok. Sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorsanız Lanzarote sizi çok ama çok zorlayacaktır. Öte yandan lokanta yemekleri orta fiyatlı ve lezzetli. Bütçenizi düşünüyorsanız yine zorlayıcı olacak. Şebeke suyunun içilemediğini belirtmek gerek. Merak etmeyin, tadı güzel olmasa da şişelenmiş su gayet ucuz (en azından yerel para birimi olan avro bazında).

Çeşitliliğe rağmen organik tarım namına çok az ürün bulunuyor.

Pitaya, papaya, mango, nektarin, muz, hemen her markette erişilebilir fiyatta. Şeker kamışı, kahve ve şarap yetiştiriciliği de yaygın. Ülkenin toprak namına çok az şeye sahip olup volkan kumullarıyla kaplı olduğunu düşünürseniz bunu nasıl yaptıkları oldukça merak uyandırıyor. Zira doğal koşullarda burada bulunan bitkiler kaktüsler ve diğer sukkulentler, bazı endemik herdemyeşiller, tropikal dev çiçekler ve her yeri kaplayan likenler.

Kaynak yetersizliğinden gelen verimsizlik, 1730 yılının Eylül’ünde gerçekleşen ve altı yıl süren yanardağ etkinlikleriyle kat be kat artmış. Toprakların üçte biri lavlarla örtülmüş. Lavlar yavaş ilerlediğinden herkes canını kurtarabilmiş ve güvende olacakları Bin Palmiye Vadisi’ne taşınmışlar. Birkaç yıl kıtlık çektikten sonra bu doğal afetle nasıl kutsandıklarını fark etmeye başlamışlar.Volkan külüyle kaplı arazi, içerisine nemi ve mineralleri hapsedip erozyona karşı koruduğu için çok verimli bir tarım toprağı meydana getirmiş. Bunun üstüne bir de gemilere bağlanarak Afrika’dan getirtilen develerin gücü eklenince Lanzarote’deki tarım işçiliği hayrete düşüren bir noktaya ulaşmış.

Lanzarote bağlarında asma siperleri.

Burada asma bitkileri kazılan bir çukura dikiliyor ve bir cephesi taş setle kapatılıyor. Bu set, çelimsiz bitkiyi sürekli esen kuru ve sert rüzgarlardan koruyup gece çiyini tutarken, su ise bitkinin dibinde birikiyor. Bu su, çukurlarda bir yıl kadar kalabiliyor – bir çeşit kurutarım. Avrupa’da asma bitkilerini kırıp geçiren pek çok hastalık buraya uğramamış olduğu için yüzlerce yıllık bitkilerin çeliklerinden üretilen çok eski şarap bağları var. Bu o kadar kendine özgü bir şaraptır ki, tıpkı giriş pasajında olduğu gibi (IV. Henry oyunundan) Shakespeare’in üç oyununda değinilmiştir. Ayrıca George Washington’ın da aralarında olduğu bazı politikacılar tarafından da hayranlık duyulmuştur Kanarya şarabına.

Küçük bir şarap mahzeni.

Adanın bazı noktalarında yöresel şarapları ücretsiz deneyebilirsiniz. Ünlü volkanik şarap Malvasia, tatlı ya da sek servis edilen bir şarap.

Zevk ve ağırbaşlılıkla tasarlanmış alçakgönüllü bir avlu.

Tarım düzeni bir kenara, adanın en yoksul mahallesinden en geniş bahçesine kadar her yer minimal, zevkli bir şekilde peyzajlanmış. Evler denetim altında tutuluyor. Beyaz rengin zorunlu olduğu evlerin pencere ve kapı çerçevelerinde yalnızca yeşil, mavi, kahveye izin veriliyor. Birkaç istisna dışında hiçbir yapı yedi kattan yüksek olamıyor.

Afrika panoramasında uzanan tek hörgüçlü develer. Lanzarote’de yalnızca dört tane çift hörgüçlü deve yaşamaktadır.

Tarımda yardım aldıkları develeri her ne kadar zalim bir şekilde adaya getirtmiş olsalar da onlar buraya çok iyi uyum sağlamışlar gibi duruyor. Günümüzde üzerine daha çok turizm yükü bindirilen bu develeri Timanfaya Ulusal Parkı’nda görebilirsiniz. Hayvanların zorla çalıştırılması biraz olsun yüreğinizi sızlatmıyorsa altı avro karşılığında develerin üzerine çöreklenebilirsiniz. Deve bakıcıların tamamı Fas’tan getirtiliyor – deve bakımından anladıkları için. Hayvanlar haftada dört gün ve sadece sabahları, günlük taşıdıkları kişi sayısı gözetlenerek çalıştırılıyor ve devlet tarafından nüfusları da dahil olmak üzere kontrol altında tutuluyorlar. Her ne kadar sağlıklı, sakin görünseler ve kullanılan aletler insancıl, uygun hissettirse de internette eski Lanzarote develeri için ağızlık olarak kullanılan paslı örgü tellerin fotoğraflarını bulabilirsiniz.

Çok eski olmayan bazı araç gereçler.

Ayrıca bu ve benzeri aparatlar park içerisinde, develerin ada üzerindeki tarihini açıklayan tek göz oda bir müzede görülebilmekte. Timanfaya’nın bu kısım dahil her köşesini gezmek için araba kiralama ya da turdan yararlanma gibi seçenekleriniz var. Avuç içiniz gibi bilmiyorsanız ve zamanınız sınırlıysa ikincinin her zaman daha uygun ve çevre dostu olduğunu hatırlayın.

Timanfaya’nın soluk kesen ihtişamı.

Develerden çok daha fazla şeye ev sahipliği yapan bu park, tamamen volkanik bir topografyadır ve adanın batısında yer alır. Sıra sıra yanardağlarının arasında, bu dünyaya ait olmayan benzersiz bir deneyim sunuyor, insanın çoraklık içine gömülüp kalası geliyor.

Charco Verde’ye dikkat çekici rengini veren şey aslında halkın “yosun” diye de tabir ettiği alg/siyanobakteri fenomeni.

Büyük olasılıkla buradaki ilk ve en önemli durağınız Charco Verde denilen yeşil renkli gölet olacaktır. Pişmiş toprak ve siyah volkanik kayaç arasına hapsolmuş bu fitoplankton/yosun göleti toprak tonlarından yapılma pahalı bir far paleti adeta.

Peynir ve et ürünleri tütsüleyen mutfak kültüründen gelen Avrupalı gezginler, Lanzarote’de tütsülenenin turistler olduğunu fark ediyor.

Yukarıdaki tesise bir tur ile ulaşırsanız sizi elinde yaba bulunan bir görevli karşılıyor ve develerin yediği bir tür çalıyı cehennem çukurunda yakarak sizi bir güzel tütsülüyor. Yeterince tatmin olmadıysanız da sıcak gayzer ağızlarına bir kova su döküyor ve fışkırtmak suretiyle sizi haşlıyor. Tabi bunların öncesinde elinize ateşten çakıl taşları tutuşturduğu için zaten acı duyunuzu yitirmiş oluyorsunuz.

İhtişamla fışkıran enfes bir yapay gayzer ağzı.

Şakası bir yana, interaktifliğiyle ilgi çekici ve eğlenceli etkinlikler bunlar. Tur rehberinin “otantik şeytan” olarak tabir ettiği görevli önce az miktarda suyu ağza döküyor ve buharlaşmayı sağlıyor. Üzerine çok daha fazla su döktüğünde buhar sıcaklık kaynağı ve su tabakası arasında sıkışıp giderek hızlanan bir şekilde genleşiyor ve suyu kör edici bir görkemle patlatarak dışarı fışkırtıyor.

Lav akışında mangal sefaları.

Tesis içerisinde volkandan gelen sıcaklıkla pişirilen tavukları da görebilirsiniz. Her nedense yemenize izin verilmiyor.

Sosyal mesafeden bihaber sanat sevdalıları.

Parkın sembolü olan şeytan figürünü hemen her köşede görebilirsiniz. Adanın ünlü aktivist ve sanatçısı olan César Manrique’in tasarımı olan bu şeytanın boynuzlarına dokunmanın şans getirdiği söyleniyor. Salgın döneminde bile günlük dokunan sayısı yüzlerle ifade edilebilecek kadar.

Jameos del Agua, doğal mağara kompleksinin peyzajla değiştirilmiş sunumudur.

Neredeyse Lanzarote sanatının bütün çağdaş öyküsünü temsil eden Manrique, 72 yaşında evi yakınlarında geçirdiği bir araba kazasında yaşamını bitirene kadar adanın dört bir köşesinde eserler vermiştir. Jameos del Agua adlı peyzaj düzenlemesi, bünyesinde konser salonu, bar, hatta havuz gibi zengin ve sınırlandırılmış doğayla iç içe tasarımlar barındırır.

Benzersiz varoluşlarında kör mağara yengeçleri.

Mağara kompleksinde, dünyada yalnızca bu mağaradaki bu havuzda yaşayan albino kör mağara yengeçleri bulunuyor. Ada halkının ulusal sembol kabul ettiği bu hayvanın bir diğer adı ise “jameito” yani “mağaracık”.

Manrique’nin yengeci.

Manrique’nin Timanfaya Şeytanı’nı anımsatan yengeç (daha çok kerevit) eseri de bu kompleksin simgesi olmuş. Ayrıca adanın farklı yerlerinde çağdaş heykeller de bulunuyor. Yerel halk neye benzediklerini anlamak için üç kadeh şarabın kafi olduğunu söylüyor esprili bir dille.

Ada İspanya sınırlarında olsa da boğa güreşleri yapılmıyor. Kanarya Güreşi adı verilen, küçük beden sumo diyebileceğiniz iri erkeklerin yarıştığı geleneksel bir sporları var. Diğer bazı ek bilgiler, pek çok Hollywood filmine set olmuş olması ve billboardların yasak oluşu.

Yine dayanamayıp gezindiğimiz adanın uğrayabildiğimiz tek plajı olan Playa Reducto, zamanı ya da ulaşımı olmayanların okyanusun tadını en rahat çıkarabileceği yer. İnsan sayısının yirmiyi geçtiği nadir oluyor. Üzerinde mavi bayrak dalgalanan bir kumsal. Ayrıca sucul kuşların ürediği kayalıklara da ev sahipliği yapıyor. Su son derece temiz ve kıyısından derin noktasına kadar bir kristal gibi. Ne yazık ki dibi keskin kayalıklardan oluştuğu için sakince yüzmeye çok da uygun sayılmaz. Yumuşak noktalar bulmanız gerekecektir. Ayrıca palmiyeler dışında gölgelik bir alan bulunmuyor.

Kuzey Atlantik’in uluslararası anlaşmalar olmadan da barış dolu kalabildiği kıyılar.

Ayrıca her ne kadar temizliği ödül almış olsa da, ayağınıza batabilecek cam parçalarına karşı mutlaka terlik kullanın. Kumdan kale yapmaya süper uygun olan kumsalda günbatımının tadını çıkardıktan sonra toparlanıp girişe yürürken, yolda gördüğünüz izmaritleri, plastikleri, kapının yanındaki geridönüşüm kutularına atarak okyanuslarımızdaki atıkların azaltılmasına katkıda bulunabilirsiniz.

Evet takımadalardan yalnızca biri. Ama Lanzarote bütün bu yazılanlardan daha fazlasına değiyor.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.