Zümrüt Kaplı Bakire – Kotor

Balkanlar’daki küçük bir Akdeniz ülkesi olarak bir bakışta Karadağ, önemsiz gibi görünen bir coğrafyadır. Kurdukları devletler, yemekleri ve hatta dilleri civarda yaşayan komşuları dışındaki halklar tarafından bilinmez. Bu tür bölgeleri ziyaret etmek insan her zaman benzersiz deneyimler yaşatıyor. Hiçbir şey beklemediğiniz küçücük bir kıyıda her şeyi görme fırsatı yakalıyorsunuz.

Aslında gerçekten de Karadağ mutfağı kendine has bir koleksiyon değildir. Bir lokanta menüsüne baktığınızda kendi ağızlarına oturur bir şekilde yazdıkları çorba, börek, köfte, güveç, musakka, sarma, pilav, baklava, tulumba gibi geleneksel Yakın Doğu yemeklerini ve tatlılarını ya da risotto, gulaş, krep gibi batı lezzetlerini görüyorsunuz. Karadağ, doğal ve tarihi harikaları dışında cazip bir rota olmuyor ne yazık ki.

Kotor, son yıllarda popülerliğini özellikle Avrupa’da arttırmış olan bir körfez kasabası. Akdeniz’de ilerleyen kruvaziyer gemilerinin duraklarından biri olmaya başladı. Yine de körfezin son derece sığ sularına koca yolcu gemilerin yaklaşması zor ver zahmetli. Büyük olasılıkla belediye başkanı gelen yolcu taşıma firmalarına büyük ikramiyeler ya da bedava konaklama olanakları sağlıyor. Merkez nüfusu 1.000’den daha az.

Kotor’da şehir panoraması.

Limanın çarşaf gibi sularında yavaşça ilerleyerek kıyıya yaklaştığınızda kendinizi bir pazar yerinin içinde buluyorsunuz. Bu pazarda zeytin, badem, kayısı, sucuk gibi tabelalara yazılı sözcükler dikkatinizi çekiyor. Biraz badem, biraz kamkat alarak yolda yemek üzere ayrılıyorsunuz pazardan. Yollar ve körfez son derece temiz görünüyor. Önce birazcık gezinip hafif bir tırmanışla şehir merkezine çıkabilirsiniz. Bu arada şehir merkezinin tepelerin zirvesinde olduğunu belirtmek gerek. Kotor, dağların arasına gömülü bir körfezdir. Şehir yaşamı inanılmaz manzaralar sunuyor.

Gelişigüzeş bir elyazması.

Yol üzerinde ilginç, küçük ortodoks kiliseleri görebilirsiniz. Bir iki ziyareçi dışında içeride bulunan pek olmaz. Burada paha piçilemez görünen ama aslında eşsiz olmayan elyazması eserler, ikonalar bulacaksınız. Aslında bir ibadethane olmasına rağmen turistlerden para istemeleri, zaten tek geliri turizm olan bu şehrin acizliğini hissettiriyor.

İsimsiz harabeler.

Daha alçak rakımlarda adsız sansız bazı harabeler de görebilirsiniz. Şehrin bütün tarihi yapıları uzun süredir orada durduklarını kanıtlarcasına doğaya gömülmüş vaziyette. Ayrıca bazı sokak kedileri de görüyorsunuz – çok da sağlıklı görünmüyorlar. 

Kısıtlı zamanınız varsa ve çarçabuk çevredeki her şeye göz atmak istiyorsanız, geldiğiniz limanın yakınlarında iki saatte bir kalkan tur teknelerini yakalayabilirsiniz. Fiyatı çok da ucuz sayılmasa da güzel bir tur deneyimi sunuyorlar. Bir iki saat kadar tekneyle körfezin civarındaki adalara ve mağaralara gidiyorsunuz. Eğer hava güneşli ve açıksa tadına doyulmaz bir macera sizi bekliyor demektir. Ama siz siz olun, montunuzu yanınıza almayı ihmal etmeyin. Hava birden fırtınaya döndüğünde eğer teknenin en ön kısmında oturuyorsanız üşütebilirsiniz.

Cihan Harbi’nin masmavi sığınakları.

Bu tekneyle, bir zamanlar Osmanlı ceza infaz kurumu olarak kullanılmış bir yapıdan suyun içerisinde safir rengine döndüğü olağanüstü bir mağaraya kadar uzanan büyüleyici bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Rotalarınızdan biri de Dünya Savaşı sırasında gizli bir barınak olarak kullanılmış bir tünel.

Kayaların Leydisi.

Rotanın son durağı civarlardaki bir adada bulunan Kayaların Leydisi oluyor. Bu prensesvari isimli kilisenin inşa edildiği yapay ada, taş taşıyan gemilerin enkazlarından çıkarılanlarla oluşturulmuş. Zaten adada bu katolik kilisesi ve müzesi, hediyelik eşya dükkanı ve tuvaletten başka bir şey bulunmuyor.

İlgi uyandıran yontmalar.

Kilise içinde ve dışında pek çok el oyması eser bulunuyor. Ne yazık ki hiç kimse size bunların ne olduğunu anlatmıyor. İnternet ve müze bilgilerindeki küçük anekdotlar yeterli olmuyor. Zengin bir içerik sunulamıyor bu yüzden.

Yemyeşil sular üstünde.

Yarıçıplak tepeler arasında buruk şarabınızı yudumlarken dinginliğinde yitip gideceğiniz bir yer özetle Kotor. Bir Karadeniz köyünden fazlasını beklememek gerekiyor.