Bir Gezi Yazısı: Dubrovnik

Eski adı Ragusa olan Dubrovnik, Hırvatistan, İspanya, Kuzey İrlanda, İskoçya, İzlanda, Malta’daki pek çok şehir gibi Game of Thrones dizisinin çekimlerinde kullanılmış yerlerden biridir. Her ne kadar Kızıl Düğün, Belfast’ta (Kuzey İrlanda) çekilmiş olsa da Dubrovnik başlı başına Kral Şehri’dir.

Meryem’in ve hristiyan toplumunun acı günü.

Cersei’in utanç yürüyüşü, Joffrey’in düzenlediği turnuva ya da Daenerys Targaryen’in Qarth ziyareti ilginizi çekmiyorsa bile bu büyülü Orta Çağ şehrinin büyüsüne kapılmanız işten değil. Yazık ki herhangi bir savaş hasarını önlemek için 1971 yılında askeri güçten arındırılan bu şehirde, Yugoslavya’nın çöküşünü izleyen Sırp akınları nedeniyle pek çok eser yerle bir edilmiştir. Bunun evvelinde ve yedi yıllık Napolyon Fransası’na bağlılığın ardından Viyana Kongresi’yle Avusturya yönetimine verilmeden hemen önce 443 yıl Osmanlı egemenliği altında bulunmuştur.

Portakalların gölgesinde huzur.

Şehrin Lannisterlar ve birkaç gözünü turist parası bürümüş hediyelik eşya satıcısı dışında başka sakinleri de var. Bahar ortasında portakal ağaçlarının gölgesine uzanan ve kalabalıktan muhtemelen zevk alan birçok kedi görebilirsiniz. Çok fazla insanın dokunması nedeniyle onlardan size ya da sizlerden onlara hastalık geçebileceği riskini düşünerek dokunsal olmayan şekillerde iletişime geçmeniz daha yararlı olacaktır.

Yolu yokuş Dubrovnik.

Dubrovnik son derece dik ve dar yokuşlu sokaklara sahip. Yerel halk bu yolların kenarlarındaki evlerde yaşıyor. Bütün şehri kuşatan asırlık surlardan sıkıldıysanız küçük bir tırmanışa kalkışabilirsiniz. Yürüyerek ulaşabileceğiniz yükseklikte görecek fazla bir şey olmasa da, aşağıya tanrısal bir bakış atabiliyorsunuz. Eğer şehrin zirvesine yorulmadan ulaşmak istiyorsanız, çeşitli hayvan durdurma sesleri çıkaracağınız bir fiyata teleferiğe binebilirsiniz. Şehirden yalnızca 15 dakika uzaklıkta bulunan yemyeşil Lokrum Adası’nı rahatlıkla izlemenize izin veriyorlar bu fiyata. Yukarıda tuvalet ve hediyelik eşya dükkanı içeren küçük bir dinlenme tesisi var. Geri dönüşünüzü istediğiniz zaman gerçekleştirebiliyorsunuz.

Lokrum Adası’ndaki manastır nedeni bilinmeyen bir şekilde terk edilmiştir.

Lokrum Adası el değmemiş bir güzellik olarak kabul ediliyor. Arka tarafındaki küçük koya Ölü Deniz Gölü adı veriliyor ve yerlilerin denize girmeyi en çok sevdiği yer. Yakınlarında bulunan 1.000 yıllık benediktin manastırı her nedense 250 yıl önce ansızın terk edilmiştir.

Çok uğrak olmayan bir ara rota.

Turistler çoğunlukla bir rehber aracılığıyla geziyorlar. Siz bir gruba bağlı değilseniz kendi başınıza bu surlar arasında kaybolabilirsiniz. Gizli merdivenler, duvarlar, hatta bahçeler gibi çoğu kişinin bilmediği ve gitmediği, yalnız olacağınız bu alanlarda birazcık dinlenebilirsiniz. Büyük olasılıkla beş dakika içinde sizden başkaları da keşfedecek ve sevinç çığlıklarıyla arkadaş grubunu çağıracaktır.

Aziz Kurtarıcı Kilisesi.

Orta Çağ’ın savaş tarihinden çok mimari olarak etkisi altında kalanlardansanız, Gelişigüzel yürürken bile enfes Romanesk-Gotik eserler göreceksiniz. Yağmurlu bir güne denk gelirseniz dramatik bir dönem filminde duyacaksınız kendinizi. Bu Aziz Kurtarıcı Kilisesi’nin yarattığı his gibi.

Bulutlu bir akşamüzerinde hisarın manzarası.

Küçük olduğu için bir günde görebileceğiniz bir şehir Dubrovnik. Etnografya Müzesi, birkaç şapel gezdiyseniz şimdi hisarın surlarına yaslanıp günbatımını izlemenin tam zamanıdır! Bu arada Game of Thrones hediyeliklerine kanmayın. Limandaki pazardan bir kravat belki…

“Konuştu ve konuştu Castamere Lordu; şimdiyse yağmurlar salonunda ağlıyor…”