Hayvanat Bahçelerinin Tarihi: Zürih Hayvanat Bahçesi

Zürih’te bulunan bu hayvanat bahçesi, Avrupa’daki örneklerinin en iyilerinden birisidir. Öte yandan “hayvanat bahçeleri” olarak adlandırılan zoolojik parklar, kamuoyunda giderek daha fazla ses getiren ihmaller nedeniyle pek çok doğa savunucusunun bakışında işkence parklarına dönüşmüştür. Aslında çağdaş anlamı dışında hayvanat bahçelerinin tarihi oldukça eskidir.

İlk örnekleri M.Ö. 2500’li yıllarda, aristokrat kesimin canlı türlerini sergilediği alanlarla Mezopotamya ya da Mısır’da ortaya çıkmıştır. Yazıtlara göre buralarda sergilenen hayvanlar zürafa, fil, ayı, kuş ve hatta yunus türleriydi. Ayrıca yine kayıtlarda, bu hayvanları memnun edebilmek (!) ve üremelerini sağlamak için paralı görevliler tutulduğu yazar. Hernán Cortés’in bütün bir Aztek kültürüyle birlikte İmparator II. Montezuma’nın hayvanat bahçesini de yerle bir ettiği çarpıyor gözümüze – kanlı tarihinden doğa zulmünün. Çağdaş diyebileceğimiz ilk hayvanat bahçesi ise 1793’te Paris’te açılıyor.

Zürih Hayvanat Bahçesi, Avrupa’da Galapagos kaplumbağalarını üretebilen tek merkezdir.
Reklamlar

Zürih Hayvanat Bahçesi’nin Farkı

Burayı dünyadaki türdeşlerinin çoğundan ayıran en önemli özellik, sergilemekten çok bir koruma-rehabilitasyon-üretim merkezi olması. Öyle ki Tayland Krallığı kendi ülkesinden birkaç fili buraya bağışlıyor. Hayvanat bahçesi, Galapagos kaplumbağalarını başarılı olarak üreten Avrupa’daki tek merkez. Bugüne kadar 25’den fazla yeni kaplumbağa bireyini hayvanat bahçelerine göndermiş bulunuyorlar.

Altın kürklü ipek maymunları.

Hatta 2005 yılında, hayvanat bahçesinde bulunan yedi lemur bireyinin, daha önce tanımlanmamış yeni türler oldukları ortaya çıktı. Bütün övgüler bir yana, bu yazının yayınlandığı tarihe yakın dönemlerde bu komplekste barındırılan Sibirya kaplanının bir görevliyi halkın gözü önünde parçalaması, yeniden esaret altındaki bu tip canlıların psikolojik durumunun sorgulanmasına neden oldu. Peki, Zürih Hayvanat Bahçesi göründüğü kadar masum mu?

Çocuklara küçük bir seminer veren biyolog.

Bu komplekste son yıllarda yapılan çalışmalar, ziyaretçilere türleri göstermekten çok yaşadıkları ekosistemleri gösterme üzerine kurulu. Yani bir kafes mantığıyla işlemiyor. Küçücük bir kurbağayı fark edemiyor olsanız bile dev bir teraryumda, türün yaşadığı alanı gerçek bitki türleri ve uygun bir kompozisyonlar son derece gerçek deneyimliyorsunuz. Yine sınırlı alandaki canlılardan çoğunun son derece geniş habitatının yanısıra, yağmur ya da soğuk gibi durumlarda iç mekana girebilmelerini sağlayan iç/dış mekan habitatları var. Dolayısıyla bir hayvan kendini göstermek istemediğinde saklanabileceği pek çok yer var. Öyle ki zerresini bile göremiyorsunuz.

Maymunlara karşı uyarıların yer aldığı tabelanın üzerinde özgür bir kızılgerdan görüyorsunuz.
Reklamlar

Serbest Dolaşım

Birçok canlının ise bir kafesi bulunmuyor. Çok geniş bir alana yayılan komplekste tıpkı bir patikada yürür gibi yalnız başınıza parkı keşfediyorsunuz. Çoğunlukla ana baba günü gibi kalabalık değil. Özellikle kış aylarında ziyaretçileri fazla olmuyor ve bu nedenle tuhaftır ki hayvan türlerini daha açık seçik görebiliyorsunuz (utangaçlıklarını daha az gösterdiklerinden olsa gerek). Kafessiz hayvanlara dönecek olursak, bazı keselimemeli türleri ve hatta maymunlar, parkın kendilerine ait alanında özgürce geziyor. Ziyaretçilere maymun riski ve karşılaşılması durumunda yapılması gerekenler bazı sembollerle açıklanıyor.

Kış aylarında bile kubbe içerisinde tropikal bir hava var.

Sergilerden en dikkat çekici olanı ise dev bir kubbe şeklindeki Asya fili habitatı. Tayland tarafından bağışlanan ve Tay kültürüyle bezeli olan bu ahır kokulu kubbede filleri izlerken atıştırabileceğiniz bir kafe, alanın çevresinde keşfedebileceğiniz mağaralar, kuş türleri ve hatta filleri su altına girdiklerinde izleyebileceğiniz bir çukur var. Bu arada filler için nispeten yeterli olan bu alan yine de sizi tatmin etmiyorsa, 2020 yılı bitmeden hayvanat bahçesindeki tüm habitat alanlarının iki katına çıkarılacak olması haberi yüreğinize su serpecektir.

Kendini beğenmiş, hadsiz ve küstah bir tukan.

Egzotaryum kısmında tatlı-tuzlu su balıklarını, penguenleri, sürüngenleri, Güney Amerika kuşlarını-memelilerini-amfibilerini görebilirsiniz. Giriş bölümünde bulunduğu için büyük olasılıkla ilk göz atacağınız ama çok fazla zaman yitirmek istemeyeceğiniz bir yer. Omzunuza bir tukan konmaması için inanın hiçbir neden yok. Yıldırım hızıyla pek çok ispinoz geçiyor iç mekan yürüyüş yolunuzdan. Kapıyı açmanız için yüzünüze bakan tavus kuşlarını görürseniz de pek şaşırmayın.

Bu tesisteki koalalar insanların sesinden o kadar hoşlanıyorlar ki, görevliler çocukları yaklaşmaları ve onlara seslemeleri konusunda yüreklendiriyor. Fotoğrafları daha yakından çekmenizi rica ediyorlar.
Reklamlar

Diğer Türler

Sayısız tür içerisinden birkaç on tanesi: zebralar, antiloplar, ceylanlar, orangutanlar, gibonlar, goriller, gözlüklü ayılar, koatiler, Amur kaplanları, kar leoparları (kamuflaj ustaları oldukları için vadi benzeri devasa yaşam alanlarında görememeniz olası), Moğol kurtları, kızıl pandalar, çiftlik hayvanları, yarasalar, gekolar, bukalemunlar, Hint aslanları, kısa pençeli samurlar, babunlar, tapirler, dev karıncayiyenler, kapibaralar, sincap maymunları, kapuçinler, Java sıçan geyikleri, çift hörgüçlü develer, yaklar, kaşmir keçileri, koalalar, valabiler, emular, yalıçapkınları, gökkuşağı loriler… Yine 2020 yılı bitmeden açılması beklenmekte olan savana sergisinde sergilenecek türlerin zürafalar, beyaz gergedanlar, deve kuşları, sırtlanlar ve kuyruksürenler olması düşünülmüş. Hayvanat bahçesinin en eğlenceli aktivitesi ise havanın eksi on derece olduğu yılın herhangi bir gününde yapılan penguen yürüyüşü.

Boncuklu kertenkeleyi hiç de tuhaf karşılamayan bir insan yavrusu.

Gezi rehberini ardımızda bırakırsak, aslında insanı diğer hayvanlardan ayıran çok fazla biyolojik fark yoktur. İnsanı bugün olduğu yere getiren şey neresinden bakarsanız bakın hırsları olmuştur. Fokları görüp dalmak, kuşları görüp uçmak istemiştir. Bu kıskançlığı uğruna kan ile doludur insan tarihi. Her zaman daha fazlasına sahip olmak pahasına kendinde ne var ne yoksa tüketmiştir – sıcacık varlığı buz kesmiştir yüreğinde.

Yaşayan tüm yaratıklara duyulan sevgi, insanın en asil niteliğidir.

Charles R. Darwin

Başka bir deyişle Zürih Zoolojik Parkı, doğadan aldıklarımızı geri vermenin buruk bir çabası.